Cumartesi , Aralık 15 2018
Ana Sayfa / Genel / Çocuk Kitapları Gelişimi Nasıl Etkiler?

Çocuk Kitapları Gelişimi Nasıl Etkiler?

Gelişim psikolojisi açısından bakıldığında, her bireyin, gelişiminin belirli dönemlerinde gerçekleştirmesi beklenen görevlerden bahsedilir ve bunlara gelişim görevleri denir. Şayet birey belirli bir dönemin gelişim görevlerini gerçekleştiremezse bir üst gelişim basamağına geçemez. Normal bir gelişim sürecinden geçen her birey, söz konusu gelişim görevlerini yerine getirir. Ancak, kalıtım ve çevre gibi faktörler, bu görevleri gerçekleştirme süresini etkileyebilir. Çocukların kitaplarla kuracakları ilişkide de yukarıdaki ilkeler geçerlidir. Her çocuğun kitapla ilişkisi aynı şekilde ve aynı hızda gerçekleşmeyebilir.

0-2 yaş döneminde çocukların hayal dünyaları, çevrelerinde gördükleri ile sınırlıdır. Bu yüzden, onlar için hazırlanan kitaplar da, çevrelerinde gördüğü, bildiği nesnelerden oluşan resimli kitaplar olacaktır. Bu, çocukların kitapla ilk etkileşiminin resimlerle başladığı anlamına gelir. 

Sonraki aşamada, resimlerin ve o resimleri tanımlayan sözcüklerin olduğu kitaplar çekmeye başlar. Bu kitaplar “ilk sözlüğüm” ve “resim-sözcük” tarzı kitaplar olarak bilinirler. Bu dönemde çocuklar artık belli sözcükleri taklit yoluyla öğrenmeye ve söylemeye başlamışlardır. Daha sonra sırasıyla “resim-tümce” ve “resim-tümceler” içeren kitaplar gelir. Çok resimli ve az yazılı kitaplardan oluşan “resim-öykü” kitaplarını az resimli çok yazılı öyküler ve son aşamada resimsiz metinlerden oluşan kitaplar takip eder.

2 yaş öncesi çocukları için hazırlanan kitapların edebiyat kapsamında olup olmadığı, konunun uzmanlarınca tartışılan bir meseledir. Ancak, çocukların bu dönemde kitapla tanışmış olmaları, kitap okuma alışkanlığı edinmeleri açısından son derece önemlidir.

Bireyin öğrenme faaliyeti doğduğu andan itibaren başlar ve gelişim düzeyiyle doğru orantılı bir şekilde artarak devam eder. Önceleri annesinin aracılığıyla etrafındaki dünyayı ve insanları tanımaya çalışan bebek, duyularını daha etkin bir biçimde kullanmayı öğrendikçe annenin deneyimleri yerine kendi deneyimlerini kullanmaya başlar ve öğrenmeye bu şekilde devam eder. Fakat bir süre sonra duyu organları dünyayı anlama çabası için yetersiz kalır. Bu aşamada çevresinde bulduğu her türlü araç onun için bir öğrenme malzemesi haline gelir. Daha önce eğlenmek maksatlı yararlandığı kitap, dergi gibi her türlü basılı malzeme, radyo, televizyon gibi iletişim araçları artık çocuk için yaşadığı dünya hakkında bilgi almasını sağlayan araçlardır.

Çocuğun oyun dönemi olarak da bilinen bebeklik ve okul öncesi dönemi olan 0-5 yaş arası dönemde çocuklar günün büyük bir bölümünü bir yetişkinle, tek başlarına ya da diğer çocuklarla oyun oynayarak geçirir. Çevresinde gördüğü, dokunduğu her nesne onun için bir oyun aracıdır. Çocuk bu dönemde karşılaştığı kitabı da bir oyun aracı olarak kullanır. Bu nedenle çocuğu mümkün olan en küçük yaşta kitapla tanıştırmak doğru bir davranış olacaktır. Bunun için ailenin okumaya vermiş olduğu önem tabii ki yadsınamaz. Bu konuda yapılan çoğu araştırma da bunu onaylamaktadır. Çocuk Vakfı’nın hazırlamış olduğu “Türkiye’nin Okuma Alışkanlığı Karnesi” isimli çalışma incelendiğinde de görülecektir ki; okuma alışkanlığının kazanılması için en etkili üç dönem, çocukluk, gençlik ve yetişkinlik dönemleri; en etkili üç toplumsal kurum ise aile, okul ve çevredir.

Çocuklarına  kitap okuma alışkanlığı kazandırmak isteyen ebeveynler, çocuklarının gelişim dönemlerini bilmeli ve kitap seçimlerini çocuklarının gelişim dönemlerine uygun olarak gerçekleştirmelidirler. Çünkü her yaş çocuğunun ilgi duyduğu konu farklıdır. Aynı zamanda gelişimin bir aşamasında çocuk için faydalı olacak bir kitap, bir sonraki aşamasında çocuk için uygun olmayabilir. Bu nedenle bu bölümde çocukların gelişim özelliklerine göre kitaplarla kurdukları ilişkileri inceleyeceğiz.

0-3 Yaş Çocuk Kitapları ve Okuma Alışkanlığı

Doğumla başlayan bu dönem, bebeğin çok hızlı bir şekilde bedensel, zihinsel ve sosyal anlamda da gelişme çağıdır. Bu dönemde bebeğin yetenekleri gelişir, alışkanlıkları şekillenir. Bebekler bu dönemde, çevrelerini tanıyabilmek için duyu organlarını kullanmaya başlarlar. Aynı şekilde yürüyüp, konuşmaya başlayarak da bağımlılıktan bağımsızlık aşamasına geçiş yaparlar.

Çocuk konuşmaya 2-3 yaşlarında başlasa bile, kitaplara ilgisi daha erken başlamış olabilir.  Bir buçuk yaşındaki bir çocuğun, kalın yapraklı kitap sayfalarını çevirebildiği, resimlerde tanıdığı kişi ve objeleri kendi dilinde ifade ettiği görülmektedir. Dolayısıyla,  bu dönem çocuğun, kitapla ilk tanışması ve ilerde okuma alışkanlığını kazanabilmesi için doğru bir zamandır.

Bebekler ilk 3 ayda görme duyularını yeteri kadar iyi kullanamamaktadırlar. Ancak 3. aydan itibaren gözlerini daha etkili kullanmaya başlayan bebekler, etraflarında gördükleri birçok nesneye odaklanarak onları gözlerini ayırmadan uzun bir süre inceleyebilirler. Bu nesnelerin özellikle parlak, renkli ve hareketli olanları en çok ilgi çekenleridir. Ancak her ne kadar ilgi çekse de 3 aylık bir bebeğin henüz el-göz koordinasyonu gelişmediğinden incelediği bu nesneleri tutamaz ve kavrayamaz. İlk 3 ayında zamanlarının büyük bir bölümünü yatarak ve uyuyarak geçirdikleri göz önünde tutulursa, yataklarının içine konulacak dikkat çekici renkleri ve resimleri olan kitaplar, çocuğun kitaba olan aşinalığının gelişmesine yardımcı olur.

Bebekler, 7. aylarından itibaren baş ve işaret parmaklarını kullanarak küçük nesneleri tutup kaldırabilecekleri yeni bir beceri kazanırlar. Bu yeni beceriye “kerpeten tutuşu” denir. Kerpeten tutuşu sayesinde bebeklerin nesnelerle uğraşma becerileri artar. Artık çevrelerinde gördükleri herhangi bir nesneyi ellerine alabilir, kavrayabilir, tutup kaldırabilir veya parmaklarını o nesnelerin içine sokabilirler. Bu beceriyi geliştiren çocuk kendisine sunulan bir kitapla da benzer davranışları göstererek ilgilenecektir. Ancak seçilecek kitabın özellikleri konusunda dikkatli olmak gerekir. Önce yapraklı bir kitabın sayfasını çevirebilmek için bebeğin önce o sayfayı işaret ve başparmakları arasına sıkıştırması, ondan sonra çevirmesi gerekir. Fakat henüz el kasları gelişmemiş olduğundan bu onlar için zor bir beceridir. Önce, sayfalı kitaplar yerine parmakları arasında tutup, sayfalarını rahatlıkla çevirebileceği kalın sayfalı kitaplar onlar için daha doğru bir seçim olur.

7. ay aynı zamanda oyun döneminin de başlangıcıdır. Oyun döneminin bu ilk aşamasında bebekler için ellerine geçirdikleri tüm nesneler oyuncak olarak algılanır. Doğal olarak kitaplar da bu dönemde onlar için bir oyuncaktır.

Freud’a göre bu dönem çocuğun nesneleri ağzına götürme eyleminin olduğu “oral dönem”e; Piaget’e göre ise emme, kavrama, yakalama, ısırma gibi refleks davranışların olduğu “duyusal-motor dönem”e denk gelmektedir. Bahsedilen davranış ve eylemlerin çocuğa zarar verici olamaması için kitap malzemesinin öncelikle yırtılmayacak, yıpranmayacak kumaş, karton ve plastik gibi sert malzemelerden yapılmış olmasına dikkat etmek gerekir. Kolayca yırtılabilecek kâğıt malzemeden yapılmış bir kitap, ebeveyn çocuğun yanında değilse, mutlaka onun ulaşamayacağı bir yerde tutulmalıdır. Döneme özgü öğrenme süreci döngüsel (yinelenen) hareketlerle ve deneme yanılma yoluyla oluşur. Yani çocuk deneme sonucunda keşfettiği bir hareketi, eğer ilgisini çekmişse sürekli bir biçimde tekrarlar. Çocuğun bu yolla gerçekleştirdiği öğrenmede her zaman mantıklı sonuçlar elde etmesi beklenemez. Zaten onun için önemli olan da hareketin mantıklı olmasından ziyade ilgi çekici olmasıdır. Kâğıt da onlar için uzunca bir süre oynayabilecekleri ilgi çekici bir oyuncaktır. Kâğıdı yırtabilirler, avuçlarının içinde yuvarlayabilir, ağızlarına götürebilirler; kısacası dönemin gerektirdiği tüm eylemleri bir kâğıtla gerçekleştirebilirler. Eğer kendilerine sunulan kitabın sayfalarını yırtabilirlerse ilgilerinin kitaptan, yırtma eylemine kayması kaçınılmazdır. 

Bebekler daha doğmadan önce, anne karnındayken sesleri duymaya başlarlar. Doğdukları andan itibaren de annelerinin sesi başta olmak üzere diğer tüm seslere ilgi gösterirler. Bu nedenle basınca ses çıkaran düğmelerin olduğu kitaplar onlar için 0-2 yaş döneminde cazip seçeneklerdir. Bunun dışında içini boşaltabileceği ceplerin olduğu, kaldırdığı zaman altından sürpriz resimlerin çıktığı hareketli kitaplar da çocuğun oyun ihtiyacını karşılar ve kitaba daha çok ilgi duymasını sağlar.
Bu yaştaki çocuklar hikâyelerle değil resimlerle ilgilenirler. Bu nedenle kitaplardaki yazıların mümkün olduğu kadar az olması veya hiç olmaması, resimlerinin ise çok ve ilgi çekici olması önemlidir. Ancak mizah anlayışı somut olan bu yaş çocuklarının hayal dünyaları da çevresinde gördükleriyle sınırlıdır. Bu nedenle hayal dünyalarını çok zorlamayacak, tanıdığı şekiller ve objelerden oluşmuş canlı ve parlak resimli kitaplar daha çok ilgilerini çeker. Resimlerde yer alan nesnelerin isimlerini söylemek sözcük dağarcıklarını geliştirir. İsimlerini söylerken, aynı zamanda parmakla resmi işaret etmek, çocuğun öğrenmesini kolaylaştırır. Çünkü bu yaştaki çocukların öğrenmek için en çok kullandıkları duyu organları dokunma duyusudur.

Bu tür kitapları bulmakta zorlanırsanız, dergilerden çocuğunuzun ilgisini çekecek resimleri kesip, her sayfaya bir resim gelecek şekilde karton bir malzemeyle basit bir resimli kitap hazırlayabilirsiniz. İlk başlarda her sayfada birer adet resim olması önemlidir. İlerleyen dönemlerde sayfa başına düşen resim sayısının dörde kadar çıkarılabilirsiniz. Resimler, bu dönemin en iyi öğrenme materyali olduğundan aile üyelerini tanıtabilmek için fotoğraf albümleri kullanmak da iyi bir yöntemdir.

Gelişim psikolojisinde, bebeklerin ilk anlaşılır sözcüklerini çıkarmadan önceki dönemleri “dilsel öncesi dönem” olarak adlandırılır. Dilsel öncesi dönem “ağlama”, “agulama”, ve “cıvıldama (gıgıldama)” dönemi olarak üç alt bölüme ayrılır. Daha sonra “dilsel gelişim dönemi” başlar ve bu dönem sırasıyla “tek sözcük”, “telgrafik konuşma” ve “tam tümceler” evrelerinden oluşur.

Bebekler genellikle 1 yaşlarına girdiklerinde ilk anlaşılır sözcüklerini kullanırlar ve bu onların dil öncesi dönemden dilsel gelişim dönemine geçtiklerinin habercisidir. Bu dönemde çocuklar çevrelerinde gördükleri, kendilerince önemli saydıkları nesneleri ve olayları tek bir sözcükle anlatmaya çalışırlar. Henüz bilişsel ve dilsel anlamda gelişimlerini tamamlayamadıklarından büyük dilsel yapıları kullanamazlar. Bunun yerine zihinlerinde tamamladıkları tümce değerinde tek bir sözcük kullanırlar. Örneğin “su” diyerek susadıklarını ya da yere su döküldüğünü haber verirler.

1 yaş civarında sözcük dağarcıkları henüz 5-20 sözcük ile sınırlıyken kendilerine verilen basit talimatlara uyacak kadar karşısındakinin söylediklerini anlarlar. Bebeklerin bu az sayıdaki ilk sözcüklerini oluşturmaları aylar alır. Fakat ilk 10 sözcük kazanıldıktan sonra kelime dağarcıkları hızla artar. Bu tek sözcük evresidir ve bu evrede sözcük dağarcığının gelişmesi açısından kitapların etkisi yadsınamayacak kadar önemlidir.

13. aydan itibaren çocuklar çevresinde gördükleri hayvanlarla ilgilenmeye başlarlar. Onları tanır ve parmaklarıyla işaret ederler. Hayvanları isimlendirmek için, hayvanın çıkardığı sesi (köpek için hav hav, kedi için miyav gibi) kullanırlar. Dolayısıyla hayvan resimlerinden oluşan sesli kitaplar bu dönemde ilgi çekicidir. Sesli kitaplarda resimler ve basıldığında resimdeki nesnelerin sesini çıkaran düğmeler vardır. Çocuk, düğmelere bastıkça ortaya çıkan sesi taklit ederek nesneyi, nesnenin sesiyle isimlendirmeyi öğrenir. Çocuğa sunulacak sesli bir kitap yoksa ebeveynler kitaptaki resimleri çocuğa gösterip, sesleri de kendileri çıkarabilirler ve çocuğun bu sesleri taklit ederek öğrenmesini sağlayabilirler. Böylece bebekler, yinelemeler ve taklitlerle yeni ve değişik sözcükleri kelime dağarcıklarına eklerler.

  • 1.5 yaşından itibaren şarkılar ve kısa şiirler özellikle de tekerleme gibi tekrarlı şiirleri dinlemek hoşlarına gitmeye başlar. Bir yandan resimlerine baktığı bir yandan da ebeveyni okurken dinlediği ritmik sesli şiirlerin yer aldığı bu kitaplar çocukların oldukça ilgisini çeker. Hatta kendisine kitabı okuyan yetişkini anlamsız ama tonlamanın doğru olduğu mırıldanmaya benzer seslerle takip ederler. Buna “kitap mırıldanması” denir. Ayrıca tahmin ettikleri ya da bildikleri birkaç sözcüğü yetişkin okumaya ara verdiği sırada tekrarlamaya çalışırlar.

Kitaba bakarken yetişkinin ismini söylediği herhangi 3 nesnenin resmini yetişkinin yardımı olmadan bulup gösterebilirler ve yine tanıdıkları nesnelerden oluşan resimler için “Bu nedir?” sorusuna tek sözcükle cevap verebilirler. Hala ince sayfaları olan kitapların sayfalarını teker teker çevirmekte zorlanmaktadırlar. Fakat kitabın içinde bulmaları istenilen bir resmi kitabın sayfalarını ikişer üçer çevirerek bulabilirler.

  • 2-3 yaş arasında dilin gelişimi çok hızlanır. Cümle yapısına tam olarak uyamayıp, dilbilgisi yönünden zayıf olsalar da 3-4 sözcükten oluşan birleşimler kurabilirler. Eğer çevrede uyaran fazlaysa çocukların kelime dağarcıklarındaki kelime sayısı bu dönemde 900’e kadar bile yükselebilir.
    Dilbilgisi yönünden incelendiklerinde tekil ve çoğul kavramları ayırt edebildikleri, “ben”, “o”, “bu”, “şu” gibi adılları kullanmaya başladıkları görülür. “Sıcak”, “soğuk”, “büyük”, “küçük” vb. çok bilinen sıfatları kullanırlar. “Nerede?” sorusuna, “içinde”, “dışında”, “altında” vb. yanıtlar vermeye başlarlar. Basit faaliyetler için “Ne yapıyor?” sorusunu; nesneler önceden tanımlanmışsa “hangisi?” sorusunu cevaplarlar. İki sözcüklü isim+isim, isim+sıfat, isim+fiil ve nesne+fiili birleştirir. Üç sözcüklü dizilerde ise isim, fiil ve sıfatı birleştirirler.

2-3 yaş arasında hareket ve iş belirten eylemleri ve önceden görüp, tanıdığı bazı detayları resim içinde fark edip isimlendirirler.
Dildeki bu hızlı gelişime ve çocuğun dilbilgisi yönünden ilerlemesine destek olmak için yavaş yavaş resimle birlikte yazı da içeren kitapları kullanmaya başlamak gerekir. Bu yazılar, 2-3 sözcüklü kısa anlatımları ve çocukların günlük yaşantısında karşılaştığı durum, nesne ve olayları içeren anlatımlar olmalıdır.

Piaget, 2-3 yaş arasındaki çocuklarda sınıflandırma kavramının tam olarak gelişmediğini fakat yine de nesneleri büyüklüklerine, renklerine ve biçimlerine göre basitçe sınıflandırabileceklerini söylemiştir. Çocukların bu dönemdeki bilişsel gelişimlerini desteklemek açısından ebeveynler yine kitaplardan yararlanabilirler. Biçimsel olarak değişik boyutlardaki, içeriksel olarak değişik renklerdeki resimlerden oluşmuş kitaplar çocuklara sınıflandırma yapabilmeleri için onlara alternatif olarak sunulabilir.

Birbirleriyle ilişkili az sayıdaki parçalardan oluşan ve sonunda bir bütünü tamamlayan kitaplar ise çocukların hem kısa süreli belleklerini açık tutar hem de öğrendikleri bilgileri anımsayarak kullanmaları için onlara fırsat tanır. Bu tür kitaplar bir önceki sayfada yer alan bilgiyi bir sonraki sayfada yer alan bilgiye eklemek kaydıyla anlamlanan, özel kesimli resimli kitaplardır.

3 yaşına doğru hikâyeli kitapları dinlemeye başlarlar. Ancak bu hikâyelerin basit konulu olması ve konularının özellikle kendi deneyimlerinden yola çıkarak kolaylıkla anlayabilecekleri olaylarla ilişkili olması önemlidir. Aksi takdirde hikâyede anlatılan konular onlar için hiçbir şey ifade etmez. Bunun yanı sıra ilgi süreleri hala kısadır ve hareketli aktiviteleri durağan aktivitelere tercih etmektedirler. Çocuğun kitaptan sıkılıp ortamı terk etmesi istenmiyorsa seçilecek olan hikâyelerin de kısa ve hareketli olmasına, hikâyeyi okuyan kişinin sesinin tonunda değişiklikler ve vurgulamalar yapmasına ve bu aktivite için ayrılan sürenin 10 dakikayı geçmemesine özen göstermek gerekir.

Döngüsel davranışlar gösterdiklerinden dolayı dinledikleri hikâyeyi severlerse o hikâyenin kendilerine defalarca okunmasını isterler. Bu da belleklerini daha fazla güçlendirir. Bir süre sonra hikâyedeki tüm kelime ve cümlelerin yerlerini ezberlemiş olurlar. Kelimelerin yerleri değiştirilirse bundan çok rahatsız olurlar. Çünkü bu onlar için güven duygusunu zedeleyecek bir durumdur. Güven duygusu bu dönem çocuklarının en çok önemsediği duygudur. Çocuklar, güven duygusunu bu yaşlarda geliştirirler. Bu yüzden kitap okunurken, çocuğu kucağa almak, kitabı okuyan kişiyle arasında güven duygusunu oluşturmasına neden olur. Güven konusunda dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur da tekrarlamaların yoğun olduğu bu dönemde çocuğa hikâye ya da masalı, kelimelerin yerlerini karıştırmamak ve değiştirmemek için doğrudan kitaptan okumak olmalıdır. Tam da bu dönemde çocuk kendisine gece uyumadan önce kitap okunmasından çok hoşlanacak, hatta kendisine hangi hikâye ya da masalı dinlemek istediği sorulduğunda hep aynı masal ya da hikâyeleri isteyecektir. Bu durum tamamen döneme özgü bir özelliktir ve hiçbir şekilde endişe edilmesine gerek yoktur.

Erikson’a göre çocuklar 2-3 yaşlarındayken kişilik gelişimlerini etkileyecek iki psikososyal bunalımla karşı karşıya kalırlar. Bunlardan birisi bağımsızlık, diğeri de özerklik (kendine yetebilme) ya da utanç ve kuşku duygusudur. Kişilikleri bu dönemde şekillenmeye başladığından ebeveynlerinin onlara karşı gösterdiği tutum, olumlu ya da olumsuz kişilik özellikleri geliştirmelerinde etkili olur. Bu hem onlar için hem de ebeveynleri için zor bir dönemdir. Sağlıklı bir özgürlük anlayışı, çocuklarda olumlu kişilik özellikleri oluştururken sürekli engelleme, kısıtlama, korkutma gibi davranışlar da çocukların olumsuz bir kişilik geliştirmelerine neden olur. Dönemin çocukları kendi kararlarını vermek ve her şeyi kendileri yapmak isterler. Bu giymek istedikleri kıyafetin seçiminden, dinlemek istedikleri hikâyenin seçimine kadar gider. Kitabı kendileri tutmak isterler. Kitabın sayfalarını ancak kendileri çevirirlerse ebeveynlerinin onlara kitap okumalarına izin verirler. İsteklerine engel olmak ve onlara kitap okunurken hareket etme ihtiyaçlarını kısıtlamak, kitap okuma etkinliğini sıkıcı bir eylem olarak değerlendirmelerine ve kitaplardan soğumalarına neden olur.

Çocukların 2- 3 yaşlarında sıklıkla kullandıkları “model alarak öğrenme” yöntemi hem çok hızlı öğrenmeyi sağlayan hem de oldukça etkili olan bir öğrenme yöntemidir. Çocuklar duygularını, düşüncelerini, davranışlarını beğendikleri bir kişi ya da kişileri kendilerine model alarak onların yaptıkları her şeyi taklit ederler. Bu genelde kız çocukları için anneler, erkek çocukları için babalar şeklindedir. Kız çocuklarının bu yaşlarda annelerinin topuklu ayakkabılarını giymeleri, ya da makyaj malzemelerini kullanmaları, erkek çocukların babalarına ait tıraş makinesini kullanmaya çalıĢşmaları model alarak öğrenmeye verilebilecek örneklerdir. Anne ve babalar dışında çocuklar ağabey veya ablalarının, yakın çevresindeki kişileri de kendilerine model olarak seçebilirler. Çocukların bu dönemde doğru modellerle karşılaşması onların olumlu kişilik özellikleri oluşturmasında rol oynar. Televizyonda izledikleri bir filmin ya da kitaplarda okudukları, dinledikleri bir kahramanı da onları etkileyebilecek modeller arasındadır. Bu nedenle bu dönemlerinde çocukların izleyecekleri programları ya da onlara okunacak kitapları doğru seçmek ebeveynlere düşen önemli görevlerden birisidir.

Model alarak öğrenme yoluyla çocukların hem kişilik hem de sosyal gelişimleri biçimlenmeye başlar. Çocuklar toplumda uyulması gereken kuralları, toplumun ahlak normlarını ve değerlerini model aldıkları kişileri taklit ederek kazanırlar. Böylece topluma uygun davranışlar gösteren, toplum tarafından kabul gören, uyumlu bireyler haline dönüşmenin ilk adımlarını atmış olurlar. Buradan yola çıkarak model alarak öğrenme süreci için toplumsal bir öğrenme süreci de diyebiliriz.

Çocuklara kitap okuma alışkanlığı ve kültürü kazandırabilmek için bu yaş çok önemlidir. Çocuklar bu dönemde mutlaka kütüphanelerle tanıştırılmalıdır. Kütüphane kullanma alışkanlıkları, uyulması gereken kurallar kütüphanelere yapılacak ziyaretlerle çocuklara öğretilebilir ve çocukların ileride bilinçli birer kütüphane kullanıcısı olmaları sağlanabilir. Evlerde çocuğa ait kitapların yer alacağı kitaplıklar olması, çocuğa kitabın insanlar için önemli bir öğe olduğunu hissettirir. Bu dönemlerde kitapların nasıl kullanılması, sayfalarını çevirirken nelere dikkat edilmesi, hatta kitap okurken nasıl oturulması gerektiğine dair çocuklara yavaş yavaş kitap okuma kültürü verilmelidir.

Bu dönemdeki çocuklara banyo yapmak, diş fırçalamak, yemek yemek, tuvaletini tuvalette yapmak vb. davranışları öğretmek için, içinde özellikle çocuk kahramanların bulunduğu resimli kitapları seçmek işe yarar. Çocuklar, resimde gördükleri çocukla kendileri arasında bir özdeşim kurarlar ve o çocuğun yaptığı hareketleri daha sonrası kendileri de tekrarlamaya çalışırlar. Bunların dışında içinde bebek ve çocukların, kedi, kuş, köpek gibi hayvanların, araba, uçak gibi vasıtaların ve yiyeceklerin konu alındığı hikâye ve resimler, onların hayal güçlerini de fazlaca zorlamayacağından, bu dönem çocuklarının dikkatlerini kitaba çekebilmek için doğru kaynaklardır.

Ayrıca ebeveynler günün belli saatlerini çocuklarla beraber okuma yapabilecekleri zamanlara ayırmalıdır. Bu kimi zaman herkesin kendi kitaplarını okuyabileceği kimi zaman da ebeveynlerin çocuklara kitap okuyabileceği zamanlar şeklinde olabilir.

Çocuklar bu yaşlarda okuma yazma bilmedikleri için kitaplara bakamaz düşüncesi yanlıştır. Her ne kadar konuşma dilleri az sözcükle sınırlaysa da hayal güçleri sınırsızdır. Onların çocuğun gelişim düzeyine uygun olarak hazırlanmış ve iyi resimlenmiş kitaplar, onların hayal güçlerini harekete geçirir. Bu dönemdeki çocukların kitaplardaki resimlerden yola çıkarak, daha önce de kendilerine okunmuş olan hikâyeleri sanki okuma yazma biliyorlarmışçasına okur gibi yaparak kendi kendilerine anlattıkları görülür. Çünkü yavaş yavaş yanlarında başkaları olsa bile kendi kendilerine yaptıkları monolog şeklindeki konuşmalar onlara hâkim olmaya başlamıştır.

4-6 Yaş Çocuk Kitapları ve Okuma Alışkanlığı

  • Üç yaşı itibariyle başlayan ve çevresindeki her şeyi merak edip, soru sorarak öğrenmeye çalışan çocuğa, sorduğu soruların cevaplarını bir danışma kaynağından (sözlük gibi) yararlanarak vermek, çocuğa ileriki yaşları için örnek bir davranış olur. Bu davranışı sergilerken çocuğa söylenebilecek “Hadi gel beraber bir ansiklopediden bakıp öğrenelim.” sözü ile çocuk ansiklopedi vb. danışma kaynaklarının önemini ve kullanım amacını keşfeder. Bundan hariç bu dönemde çocuğa etrafındaki dünyayı  anlamasına yardımcı olacak fikirler ya da konular içeren kitapların okunması kafasındaki soru işaretlerini yanıtlamasına sebep olur.

Freud’un psiko-seksüel kişilik gelişimi kuramına göre fallik dönemini yaşayan 4-6 yaş arası çocuklar en çok da dünyaya nasıl geldiklerini, kızlarla erkeklerin benzerlik ve farklılıklarını merak ederler. Bunlarla ilgili sürekli olarak anne ve babalarına sorular sorarlar, eğer soruları uygun bir şekilde yanıtlanmazsa hayal ederek cevapları kendileri uydururlar. Bu nedenle bu yaş dönemi için özellikle yakın çevrenin, aile ilişkilerinin; yuva, dostluk, arkadaşlık, komşuluk gibi soyut kavramların çocuk kitaplarına konu edilmesi gerekir. Fakat bilindiği üzere bu yaşlardaki çocuklar henüz soyut düşünceyi geliştirememişir. O nedenle de kitaplardaki resimlerin, özellikle anlatılan konuyu açıklayan ve tanımlayan resimler olması çok önemlidir. 

Bu yıllarda çocukların etraflarında anlayamadıkları ama anlama çabası gösterdikleri birçok bilinmez vardır ve kafaları karışıktır. Bu nedenle kahraman sayısının az olduğu, konu ve ilişkilerin dağınık olmadığı, yalın bir dille anlatımlı, kafasındaki sorulara cevap veren kitaplar çocukların kafalarını karıştırmayı engeller. Sorduğu sorulara yanıt buldukça çocukların kitap sevgisi artar, kimi zaman bu nedenle okumayı bile erken öğrenebilirler. Tüm bunlar, doğa ve hayvan öykülerine ilgi duyduklarından kişilik verilmiş hayvan karakterlerin olduğu bunun yanı sıra kişilik verilmiş makine, eşya vb. karakterlerin yer aldığı kitaplarla desteklenebilir.

Çoklu zekâ kuramları içinde yer alan müzik zekâsı bu zamanlarda kendisini belli eden zekâ türlerindendir. Bu zekâya sahip çocuklar, şarkılardan hoşlanır ve duyduğu şarkıları tekrar ettirmek suretiyle öğrenebilirler. Müzik zekâsı baskın olan çocukların öğrenme biçimi, içeriğinde şarkıların, kafiyeli cümlelerin yer aldığı kitaplarla desteklenebilir.

4 yaşlarındaki çocuklar için hala yinelenen ses ve sözcükler büyüsünü koruduğundan kısa şiirler, bilmece ve tekerlemeleri dinlemekten büyük zevk alırlar. Dil özelliklerine göre 4 yaşında geçmiş zaman eki başta olmak üzere şimdiki ve geniş zamanı kullanımları gelişir ve dilbilgisi açısından doğru cümleler kurmaya başlarlar.

  • 5 yaşındaki çocukların dil gelişimlerinde önemli ilerlemeler olur. Belirteçlerin bir kısmını (içinde, dışında, altında, arkasında, geç, erken vb.) doğru bir şekilde kullanmaya başlarlar. Geniş bir ilgi alanları vardır, sürekli olarak “niye”, “niçin”, “nasıl” la ilişkili sorular sorarlar.

4-5 yaş çocukları için de basit tekerlemelerin yer aldığı kitaplar, onların dil gelişimlerini destekler ve dilin ritmini daha kolay öğrenmelerini sağlar. Ayrıca çocuklar bu dönemlerde ilk defa duydukları bir kelimeyi hemen fark eder ve sözcük dağarcıklarına eklerler. Yeni sözcükler onlara cazip geldiğinden yeni sözcükler öğrenecekleri kitaplar da onlara mutlaka cazip gelecektir.

  • 6 yaş çocuklarının dil becerisi bir yetişkininkine oldukça yakındır. Hemen hemen hepsi dillerin yazılı biçimine ilgi duymaya başlarlar. Harfleri yazmak özellikle de ismini yazabilmek onları çok mutlu eder. İsmini yazmaya çalışmak neredeyse bu dönem çocuklarının en belirgin davranışlarından birisidir. Bir kısmı okumayı öğrenmiş olsa bile çoğunluk hala bilmiyordur ve harflere, yazmaya duydukları ilgi onların okuma isteklerinin bir çeşit dışavurumudur.

Az, çok gibi nicelik bildiren zıt kavramları ve aralarındaki farkı kavrar. İçeriğinde nicelik belirten (az, çok) ve nitelik belirten (büyük, küçük) ve bir kurgusu olan hikayeler ve masallar okumak çocukların öğrenmesini destekler.

6 yaş, çocuklar için okula hazırlık süreci olduğundan içinde alfabe, rakam, arkadaş, aile, okula gitmek gibi konuların olduğu çeşitli öyküler çocukların ilgisini çeker. Gece yatmadan önce ebeveynlerinin kendilerine kitap okumalarından, kitap okunurken, okuyan kişinin yanında ya da kucağında oturmaktan, okunan öykü ile ilgili sorular sormaktan zevk alırlar. Önceki yaşlarından farklı olarak dil gelişimi, okula hazır hale geldiğinden ve isteklerini rahatlıkla ifade edebilecek dil olgunluğuna eriştiğinden kendisine okunan hikâyeleri anlatmak isterler. Çocukların bu isteklerinin geri çevrilmemesi ve hatta desteklenmesi çok önemlidir. Çünkü anlatmak da tıpkı dinlemek kadar çocuğun dil gelişimini destekleyecek bir aktivitedir.

Çocukların anlatma yoluyla dil gelişimini daha da fazla desteklemek için onlara görsel okuma yapacakları, resimli kitaplar alınmalı ve resimlerine bakarak, resimler hakkında konuşmaları sağlanmalıdır. Bunun dışında, peş peşe sıralı olaylardan oluşan yazısız ve resimli kitapların resimlerinden hikâyeler oluşturmaları istenebilir. Bu tarz kitaplar çocukların dil gelişimini desteklediği gibi, neden-sonuç ilişkisini de anlayıp kavramalarını sağlar. Kitap olmaksızın çocukların hayal güçlerinden yararlanarak ürettikleri hikâyeleri ebeveynlerin dinlemesi ve hatta çocuk hikâyeyi anlatırken ebeveynin de bu hikâyeleri kaleme alıp sonra çocuğa geri okuması çocuğun yaratıcılığını motive edici bir davranış olur. Çocuğun önemsendiği hissi ve kendi yarattığı bir hikâyeye duyulan saygı, beğeni gibi hoş duygular çocuğun yazılmış diğer kitaplara da saygı ve beğeni duymasını sağlayabilir.

Bu öneriyi daha da çok geliştirecek olursak, bu yaşlardaki çocukların ince motor kaslarının artık onların makas ve kalemi kullanmalarına imkân sağladığını biliyoruz. Çocuğun anlattığı bir hikâyeyi ebeveynin kaleme almasından sonra ebeveyn çocuktan bu hikâyeyi anlatacak resimler çizmesini ya da sayısı geçmiş dergi, gazetelerden uygun resimler bulup, kesmesini isteyebilir. Hatta bu patchwork şeklinde yarısı çocuk tarafından bulunan yarısı da çizilen resimler bile olabilir. Resimler hazırlanıp, uygun sıraya konulduktan sonra çocukla birlikte hikâyenin bir kitabı hazırlanır. Ebeveyn hikâyedeki yazıları, çocuk ise resimleri çizip yapıştırabilir. Böylece çocuğun hem ince motor kasları kullandırılarak, makas ve kalemi doğru kullanma becerisi geliştirmesine yardımcı olunur, hem de işbölümü ve paylaşımın değeri çocuğa hatırlatılır ve hatta çocuğun yazar ve çizerlerle empati kurması bile sağlanabilir.

Çocukların bu döneme ait bilişsel gelişimleri onların kendilerine okunan ya da anlatılan bir hikâyedeki konuyu eğer belli bir sıra takip ediyor ve anlamlı bir olaylar örgüsünden oluşuyorsa tekrarlamalarına izin verir. Bu nedenle olay sırası açık ve net olan hikâye ve masallar çocuklara okunabilir ya da anlatılabilir.

Son yıllarda masalların çocuklar için uygun olmadığına dair bir takım söylemler oluşmaya başlamıştır. Masalların içindeki cadı, dev, canavar vb. imgelerin çocukların hayal güçlerini etkileyeceğinden, soyut düĢünemediklerinden bu imgelerin onları korkutup, kitaplardan uzaklaĢtıracağından da bahsedildiği olur. Aslında masalların kurguları bellidir ve onlar içlerinde gizli ahlaki değerler taşırlar. Masallar iyi olanların kazanacağına, sabırlı olanların isteklerine ulaşacağına, el ele verilip işbirliği yapılırsa her türlü sorunun çözüleceğine, akıllıca düĢünülüp, doğru kararlar verilerek yapılmış işlerin sonunda başarı getireceğine dair mesajlar vererek, çocukların ahlaki değerler oluşturmalarını sağlar. Örneğin “Kaplumbağa ve Tavşan” masalında kaplumbağanın yavaş ama sabırla bir şekilde sonuna kadar yarışa devam etmesi, buna rağmen tavşanın kendisine fazla güvenerek, yarışa ara vermesi sonucu kaplumbağanın yarışı kazanması; sabırlı olmayı, başkalarını küçümsememeyi ve herkesin fiziksel özelliklerine saygı duymayı çocuklara öğretir. “Külkedisi” masalında kardeşleri ve üvey annesinin tüm kötülüklerine rağmen Külkedisi’nin baloya gitmesi ve sonunda prensle evlenmesi, iyilerin kazanacağı, kıskançlık duygusunun kötü olduğu ve arkadaşlığın önemi hakkında çocukları bilgilendirir. Bunun dışında çocuklar okudukları veya dinledikleri masallardaki karakterler hakkında hayaller kurarak olayların gelişimine göre iyi, kötü, doğru, yanlış, güzel, çirkin vb. soyut kavramlar hakkında fikirler edinmeye başlar ve bunları birbirinden ayırt etmeyi başarırlar. Kız çocuklar genellikle masallardaki kız, erkek çocuklar da erkek karakterle özdeşim kurarak, onların olumlu özelliklerini benimsemek yoluyla kişilik gelişimlerini güçlendirirler.

Piaget’in bilişsel geliĢim kuramlarına göre, 2-7 yaş arası çocuklar, canlı, cansız varlıkları birbirlerinden ayırt edemezler ve cansız nesnelere canlılık özelliği yüklerler. Animizm de denilen bu ilke çocukların hikâyelerde, masallarda duydukları ve okuduklarının gerçek hayatta da olacağını sanmasına yol açar. Bu nedenle masal okumaya başlamadan önce veya masal bittikten sonra çocuklara masalların ve masallardaki olağanüstü olay ve karakterlerin masallara özgü olduğunu, gerçek olmadığını ve bunların sadece masallarda olacağını iyice anlatmak gerekir. Zaten masalların başında yer alan “Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde” diye devam eden tekerlemenin amacı da çocuklara bunun gerçek olmadığı mesajını vermektir.

Sınıflandırma yapabilme becerisi 6 yaşında bir önceki döneme göre bir üst düzeydedir. Renkleri tanıyabilir. Nesneleri büyükten küçüğe, küçükten büyüğe doğru sıralayabilir. Mevsimler ve özellikleri, haftalar ve günler, günlerin değişik zamanlarını tanıtan kitaplar alınabilir. Çünkü zaman kavramını anlamlandırmada halihazırda sorun yaşamaktadırlar. Bir kahramanın gün içinde veya haftanın değişik günlerinde başından geçen kısa ve sıralı olayların anlatıldığı resimli öyküler çocukların sabah, öğle, akşam gibi günün çeşitli evrelerinde yapılan etkinlikleri kavramalarına yardımcı olur.

Okul öncesi eğitim kurumlarına başlamaları vb. çeşitli etkenlerle sosyal çevresi değişen çocukların arkadaşlık ilişkilerini de yoğunlaşmaya başlar. Yaşamlarındaki düzen ve denge dikkat çekici bir hal alır. Özellikle aynı yaş ve aynı cinstekiler birbirilerinin davranışlarını benimseyip, taklit ederler. Arkadaşları arasındaki davranışlarından özgüvenlerinin gelişmiş olduğu fark edilir ama yetişkinler ile ilişkilerinde hala sevecenlik ve güvene ihtiyaçları vardır. Arkadaşlık ilişkilerinden bahseden, özgüveni gelişmiş kahramanların yer aldığı öyküler ihtiyaçlarını gidermeye yardımcı olur.

Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden çocukların ebeveynlerinden hemen sonra kitapla ilişkisini kurup, sağlayacak en önemli kişi öğretmenleridir. Çocukların okula başladıktan sonra kazanacakları okuma alışkanlıklarının temeli okul öncesi dönemlerde kurulan olumlu çocuk-kitap ilişkisiyle doğru orantılıdır. Okula gitmeden önce okumayı öğrenmiş olan çocuklar genellikle hikaye okuma veya dinleme deneyimine sahip çocuklardır. Ayrıca okul öncesi dönemlerde kitaplarla kurulan ilişki onların okul döneminde okuma ve yazmayı daha hızlı bir şekilde öğrenmelerine etki eder. Bu yaşa kadar yazılar onlar için bir çeşit resimken (örneğin siyah benekler vb.) ve ebeveynlerin hikâyeyi bu resimlerden okuduklarını sanırlarken artık bunların resim değil, yazı olduklarını fark ederler. Bu da onların yazıya ilgi duymalarına neden olur. Yazı onlar için okumak ile eşdeğer olduğundan okumak için yazıyı öğrenmeleri gerektiğini düşünürler.

Çocuklar kitapsız bırakılmamalı ve gerektiğinde yeni kitaplar alınmak üzere çocuklarla birlikte kütüphanelere veya kitapçılara gidilmelidir. Bu başlangıçta kütüphaneler yerine kitapçılardan alınan ve çocuğun kitaplığına ekleyeceği kendisine ait kitaplar olabilir. Çünkü 4-6 yaş dönemi başlarda bencilliğin yoğun olduğu ve mülkiyet duygularının kuvvetli olduğu bir dönemdir. Bu dönemde çocuklar kitaplarını başkalarıyla paylaşmak istemeyecekler ve kendilerine ait olsun isteyeceklerdir, eğer kitaplar kütüphaneden alınırsa, bu kitapların geri verilmesi bir sorun haline dönüşecektir. Fakat zamanla çocuklar paylaşmayı öğrenirler. Paylaşmaya açık hale geldiklerinde çevre kütüphanelerden birine götürülerek, kütüphane üyesi yapılırlarsa, okudukları kitaplar bittikçe bu kütüphanelerden yeni kitaplar ödünç almaları sağlanabilir. Hatta okumak istedikleri kitapları kendileri seçerse okuma istekleri daha da çok artar. Kütüphaneden alınan kitapların iade edileceği ve bu nedenle dikkatli ve özenli kullanılması ve iyi koruması gerektiği çocuklara anlatılırsa onlar da kitaplar konusunda daha hassas davranırlar. Bir süre sonra bu davranışı kendi kitapları için de kullanmaya başlarlar. Kütüphaneden kitap ödünç alma alışkanlığı çocuklarda hem bir kütüphane kullanma bilinci oluşturur hem de kendi kitaplarını nasıl kullanması gerektiğine dair davranışlarını geliştirir.

Eğer çocuklar ve ebeveynleri ortak kitaplık kullanıyorsa çocukların kitapları mutlaka onların erişebileceği seviyede olmalı ve onlar istediklerinde kitaplarına ulaşabilmelidir. İş yoğunluğundan vs. çocukların kendilerine kitap okunmasını istedikleri zamanlar ebeveyn için uygun bir zaman değilse bu çocuğa düzgün bir dille anlatılmalı ve çocukların bu istekleri reddedilmeden mutlaka gün içinde bu işe zaman ayrılacağı çocuğa iletilmelidir. Ayrıca çocukların resimlere bakarak kendi kendilerine ya da arkadaşlarıyla birlikte okumaları için bir fırsattır, değerlendirilebilir.

Son olarak unutulmamalıdır ki kendilerine kitap okunan çocuklar dinlemeyi, dinlediğini anlamayı, düzgün konuşmayı, doğru sorular sormayı öğrenir. Bunlar çocukların okula hazırlık aşamasında son derece yararlı olacak beceri ve deneyimlerdir.

7-8 Yaş Çocuk Kitapları ve Okuma Alışkanlığı

Bu dönem, Erikson’un “baĢarıya karĢı baĢarısızlık” diye adlandırdığı dönemdir ve dönem çocuklarının en önemli duygusu, baĢarılı olma duygusu ya da baĢarısız olma kaygısıdır. Bu dönem sağlıklı bir Ģekilde atlatılabilirse çocuklar ilerleyen dönemlerde topluma uyum sağlayan, sosyal iliĢkilerinde baĢarılı olan yetiĢkinler olurlar. Bu nedenle çocukların çabalarını olumlu yönde desteklemek ve onlardan beklenen görevleri yerine getirdiklerinde motivasyonlarını sağlamak önemlidir. Dikkatleri her ne kadar okul öncesi döneme göre daha uzunsa da bir yetiĢkine göre hala çok kısadır. Okumayı öğrenmiĢ olsalar da ve hatta okuyabilecekleri konusunda ısrarlı davransalar da 7 yaĢındaki çocuklara çok sayfalı kitapları almak doğru değildir. Az sayfalı kitaplar almak gerekir. Önemle dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da yazı, resim, yazı büyüklüğü vb. özellikleriyle çocuklarının düzeylerine uygun olduğu halde kısa hikâyelerin bir araya toplanarak oluĢturulduğu kalın kitapların da alınmaması gerektiğidir. Çocukların kalın bir kitabı, kısa bir kitaba göre bitirmesi daha fazla zaman alır. Onlar için önemli olan kaç hikâye okudukları değil, kaç kitap bitirdikleridir. Kâğıt ve demir para örneklerini düĢünün. On tane 1 liralık demir parayı, bir tane 10 liralık kâğıt paraya tercih eden 7 yaĢ çocukları, 1 hikâyeden oluĢan 10 ayrı kitabı, 10 hikâyeden oluĢan 1 kitaba tercih ederler. Ayrıca çocuklar ne kadar çok kitap bitirirlerse o kadar çok “baĢardım”, “baĢarıyla bitirdim” hissini yaĢarlar. Bu nedenle çocukların “baĢardım” hissini yaĢayacakları kısa hikâyeli, az sayfalı kitaplar doğru seçeneklerdir.

Zengin bir etkileĢime olanak sağlayan, bol uyaranlı bir arkadaĢ çevresinin olduğu okul dönemi, çocukların sözcük kazanımlarında belirgin bir artıĢa neden olur. Bu dönem çocukların okuma alıĢkanlığı ve kültürü kazanmaları için en duyarlı dönemdir. Kitapların resimleri renkleri, dili ve içeriğiyle çocukların ilgisini çekebilecek ve onları kendilerinden uzaklaĢtırmayacak özelliklere sahip, sanatçı duyarlılığıyla hazırlanmıĢ kitaplar olması gerekir. Hala evde bir kitaplık yoksa bir an önce bu kitaplığın kurulması ve çocuğun kitaplarının artık çocuğun kendisine ait olan kitaplığında korunması kitap-çocuk etkileĢimi açısından önemlidir. 7 yaĢın baĢlarında çocuklar hâlihazırda okumayı öğrenmemiĢ olduklarından ebeveynler çocuklara düzenli bir Ģekilde kitap okuma saatlerini devam ettirmelidirler. Okunulan hikâye ile çocukların yaĢadıkları arasında bağlantılar kurulmalı, çocukların fikirleri iyi bir dinleyici olunarak dinlenmeli ve çocuklar yeni konuĢmalar için güdülenmelidir.

Çocukların dil geliĢimleri onların artık her yapıdaki tümceleri kurmalarına imkân sağlar. Dinlediklerini ve eğer okuyabiliyorlarsa okuduklarını daha iyi kavrayabilmeleri ve dili doğru kullanabilmeleri için günlük olarak yapılan aktiviteler hakkında konuĢmayı alıĢkanlık haline getirmek gerekir. Gün içinde yapılanlar, gezilerde görülen yerler kitaplar hakkındaki düĢüncelerini aktarmak konusunda ebeveynler çocuklara model olmalı ve çocukların da aynı Ģekilde düĢüncelerini dile getirmeleri için onları teĢvik etmelidirler. Okuma-yazmaya baĢladıktan sonra okudukları kitabı özetlemelerini ve kitabı okurken ilerleyen sayfalarda neler olabileceğini tahmin etmelerini istemek kavrama ve okuduğunu anlama yeteneklerinin geliĢimine katkıda bulunacak baĢka bir yöntemdir.
Çocuklara sunulacak kitaplardaki dilin de doğru ve etkin bir Ģekilde kullanılmıĢ olduğuna dikkat edilmesi gerekir. Ġçeriğinde argo veya kötü sözcüklerin bulunduğu kitaplar bu dönemde çocuklardan uzak tutulmalıdır. Her ne kadar renkleri ve çizgileriyle çocuklara cazipmiĢ gibi görünse karikatür kitapları çocuklar için anlaĢılması zor kitaplardır. Resimlerdeki ve içerikteki mizah unsuru çocuk kitapları için önemli bir konudur, çocuklar yaĢ düzeylerine uygun olan mizah içerikli kitapları okumaktan zevk alırlar fakat bunu karikatür kitaplarındaki mizah ile karıĢtırmamak gerekir. Karikatürler biçimi ve çizgileriyle bu yaĢlardaki çocuklar tarafından henüz anlaĢılamaz Çünkü bu yaĢlardaki çocuklar hâlihazırda belli bir olay örgüsünün olduğu sıralı öyküleri ve ana karakterin süreklilik gösterdiği öyküleri anlayabilmektedir. Fakat karikatür kitaplarında giriĢ geliĢme sonuç içeren bir olaylar örgüsü ve bir sıra olmadığı gibi çoğu zaman süreklilik gösteren bir ana karaktere de yer verilmez. Bunların dıĢında çocukların resimleri anlayabilmesi için resimlerin aslına sadık olması ve doğru biçimli olması önemlidir. Karikatürü oluĢturan çizgilerde bu hiç de öyle değildir.136
7 yaĢın sonuna doğru çocuklar okumayı öğrendiklerinden artık kendi kitaplarını kendileri okumaya baĢlayacaklardır. Bu yaĢlarına kadar çocuklara kitapları hep bir
136 Mübeccel Gönen, “a.g.m.”, s.385.
90
yetiĢkin okuduğundan punto ve yazı karakteri çok da önemli değildi ama artık bu yaĢ çocuklarının kitaplarında puntolar ve kullanılan yazı karakteri çok önemli bir hale gelir. Çocukların okurken zorlanmayacağı büyüklükteki bir puntoya sahip, sade bir yazı karakteri kullanılarak yazılmıĢ kitapların aksine küçük puntolu, sırf estetik görünüyor diye anlaĢılması zor bir yazı karakterinin kullanıldığı kitaplar çocuğa çok itici gelebilir. Bu onların okuma isteklerini köreltir. 137
Çocuklar okumayı öğrenmiĢ olsalar bile o zamana kadar gelen alıĢkanlıklar ve yetiĢkinin ilgisine duyulan ihtiyaçtan dolayı hala ebeveynlerinin kendilerine kitap okumalarından zevk alırlar. Bu fırsat bilinerek önce ebeveynler tarafından çocuklara, sonra da çocuklar tarafından ebeveynlere kitabın okunması ve bunun toplamda 2 defa yapılıyor olması çocukların yeni duydukları kelimeleri daha rahat hatırlamalarını sağlar. Bu aynı zamanda, yanlıĢ okudukları kelimeleri düzeltebilmeleri için de iyi bir fırsattır. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken nokta, çocuklar yanlıĢ bir kelimeyi okuduklarında onlara yanlıĢlarını düzeltmeleri için fırsat vermek gerektiğidir. Çocuklara okunan hikâyelerle ilgili sorular sormak, anlamadıkları kelimelerin anlamlarını öğretmek, kitabı anlayarak okumalarını ve akılda tutmalarını sağlar. Sevdikleri kitap ve Ģiirleri tekrar tekrar okumaları ise hızlı ve doğru okuma alıĢkanlığını geliĢtirir. Çocuklarla seyahat edildiğinde, yanlarında kitap taĢıma alıĢkanlığının kazandırılması ve doktor muayenesi vb. durumlar için bekleme yapılırken vakitlerini kitap okuyarak geçirmelerinin sağlanması ise ileride iyi bir okuyucu olmaları için doğru temellerin atılmasını kolaylaĢtırır.
Çocuklar okumaya baĢlayınca düĢ güçleri de resimlerde gördüklerinin yerine okuduklarından yola çıkarak geliĢmeye baĢlar. 7 yaĢlarında düzeylerine uygun yalın bir dille yazılmıĢ masallar, Ģiirler, kiĢilik özelliği verilmiĢ hayvan öyküleri, fabllar, baĢ kahramanı çocuk olan öyküler ve doğayı anlatan kitaplar ilgilerini çekerken; 8 yaĢlarında ilgi alanları daha da geliĢir ve farklılaĢır. Ġlk insanlar, Eskimolar, Kızılderililer gibi konularla ilgilenmeye, insan bedenini tanımaya, uzay ve gökyüzü ile ilgili konulara yönelirler. Tam bir bilgi açlığı içindedirler ve okuma hızları arttıkça okuma istekleri de yoğunlaĢır. Bu nedenle sadece hikaye içeren kitaplar değil, gezi kitapları, biyografiler, buluĢlar, doğa olayları, yabani hayvanlar gibi ilgisini çekecek konuları anlatan bilgi içerikli kitaplar da alınmalıdır. Bu kitapların da resimli olması
137 Larrick, a.g.e, s.71.
91
hala önemlidir. Çocukların bilgiye olan yoğun açlıklarını gidermek için artık kitaplıklarında çocuk ansiklopedilerine de yer vermenin zamanı gelmiĢtir. Çocuklar bu yaĢlarda ebeveyn ve öğretmenlerinin her Ģeyi bildiklerini düĢünürler ve hatta sırf bu sebepten onlara hayran oldukları, onları gözlerinde tanrısallaĢtırdıkları zamanlar bile olur. Çünkü çocuklar öğrenme ihtiyacındadır ve yetiĢkinler onların sorduğu tüm sorulara doğru ya da yanlıĢ bir Ģekilde cevap verebilmektedirler. Bu belki yetiĢkinin egosunu tatmin edici bir Ģeydir ama çocuğun doğru bilgiye eriĢim yollarını öğrenmesini engelleyici bir davranıĢtır. Çocuklara anne ve babaların ya da öğretmenlerin de bilmediği konular olduğunu anlatmak ve en doğru bilgiyi ansiklopedilerden bulabilecekleri yolunda onları bilgilendirmek en doğrusudur. Çocuklar alfabedeki harfleri ve onların sırasını öğrendikten sonra sözlüklere ve ciltli ansiklopedilere de yöneltilebilir. Böylece çocukların hem alfabe bilgisi pekiĢtirilir hem de çocuklar ansiklopedi, sözlük gibi danıĢma kaynaklarını kullanmayı artık bir alıĢkanlık haline getirirler.
Çocuklar okumayı öğrenmeye baĢladıklarından dolayı bu dönem onlara kütüphane kullanma alıĢkanlığı kazandırmak için en iyi dönemdir. Bu nedenle ebeveynler ya da öğretmenler çocukları, okullarındaki kütüphanelerden veya evlerine yakın olan halk kütüphanelerinden yararlanmaya teĢvik etmelidirler.
Çocuklara beğenecekleri kitapları hediye etmek, evde onlar için özel bir okuma köĢeleri ve kitaplıklar oluĢturmak, çocukların kitaplara önem vermelerini sağlar. Bu aynı zamanda onlara kitapların özel ve değerli olduklarını hissettirir.
8 yaĢlarındaki çocukları daha çok okumaya ve bir kitap bittikten sonra yenisine baĢlamaya teĢvik etmek için seri kitaplarla tanıĢtırmak gerekir. Seri kitaplar aynı yazarın kahramanları da aynı olan ya birbirini takip eden ya da birbirine yakın konulardan oluĢan kitaplarıdır. Çocuklar eğer bu kitaplardan ilkini severlerse devamını da genellikle okumak isterler. Seri kitapların özellikle çocukların sevdiği türlerde yazılmıĢ olanlarından seçilirse okuma alıĢkanlığını devamlılık haline getireceği kesindir. Özellikle macera türü kitaplar, hele hele baĢ kahramanı erkek olanlar bu dönemlerdeki erkek çocukların daha fazla ilgisini çeker.
92
Çocuklar artık bir kitapçıdan veya kütüphaneden ebeveynlerin herhangi bir yardımı olmadan okumak istedikleri kitapları seçebilirler. Ebeveynlerin buna katkısı çocukların ilgisini okudukları kitapların yazarlarına yöneltmek Ģeklinde olabilir. Çocuklar eğer yazarın o kitabını sevmiĢlerse baĢka kitaplarını da okumak isteyebilirler bu da onların kitap seçimlerini kolaylaĢtırır. Ayrıca çocuklar arkadaĢlarıyla okudukları kitaplar hakkında tartıĢmaya ve fikir paylaĢımına yöneltilmelidir. Okudukları, sevdikleri kitaplar hakkındaki düĢüncelerini birbirleriyle paylaĢan çocukların hem kitap okuma istekleri hem de bahsedilen kitapları bir an önce alıp okuma istekleri artar.
8 yaĢın sonlarına doğru çocuklar mutlaka farklı edebi türler ve edebi olmayan farklı yazım türleriyle tanıĢtırılmalı ve çocukların bu yeni türlerdeki kitaplara olan ilgileri gözlemlenmelidir. Çünkü çocuklar 9 yaĢ itibariyle çok resimli az yazılı kitaplardan, az resimli çok yazılı ve daha sonrasında da tam metinli kitaplara doğru bir geçiĢ aĢamasına girmiĢtir. Bu aĢamaya geçiĢte çocuklarının hoĢlandığı edebi türleri ebeveynlerin fark etmiĢ olmaları ve onları öncelikli olarak bu türdeki kitaplara yöneltmeleri çocukların okuma alıĢkanlıklarını sekteye uğramadan sürdürmelerini sağlar.
Son olarak 7-8 yaĢ çocuklarının kitap okuma alıĢkanlıklarıyla ilgili anlatılanları özetler nitelikte olduğundan konuyu Meral Alpay’ın Ģu sözlerine yer vererek bitirmek uygun düĢecektir;
“Okumayı söktüğünde çocuk, bir mucizeyi yapmış olmasının sevincini, büyük bir başarının hazzını, lezzetini, rahatlığını yaşar. Mutlu olur. Yazdığı zaman ise bu mutluluk daha da büyür.
Çevresinde görüp de anlayamadığı bir yığın şekil birden bire konuşmaya, ona ne olduklarını söylemeye başlar. Birinin kendisine kitap okumak için yardım etmesi gerekmez artık. Yeter ki çevresinde okuyabileceği güzel kitaplar bulsun. İyi kitaplar bulsun. Okumayı söktüğü için özgür olmuştur artık. İstediğini istediği zaman okuyabilir. Bağımsız olmuştur. Yalnız başına sevdiği bir kitapla baş başa eğlenir, heyecanlanır, sevinir, üzülür, hatta ağlar.”138
138 Nas, a.g.e., s.19.
93

9 Yaş ve Sonrası

Birçok Ģeyi öğrenmiĢ olan 9-10 yaĢ çocukları, yararlı alıĢkanlıkları da artık geliĢtirmiĢtir. Kitap okumak da bu alıĢkanlıklardan bir tanesidir. Sosyal çevresi okul nedeniyle geliĢmiĢtir. Fakat Freud’un psiko-seksüel geliĢim kuramına göre Latens döneminde olduklarından arkadaĢ seçimlerinde kendi cinslerini tercih etmektedirler. Daha önceki yıllarını okuduklarını anlamakla geçiren çocuklar bu dönemde artık gördükleri kelimeleri hemen tanır ve bu nedenle okumaktan çok zevk alırlar. Artık öğrenmek için değil zevk almak için okurlar. Diğer yandan bu dönem okuma alıĢkanlığının çocuklarda yer edebilmesi açısından kritik bir dönem de sayılmaktadır. Seviyelerine uygun olmayan kitapları “bebek iĢi” olarak değerlendirebilir, ilgilerine uygun olmayan kitapları ise okumayı reddedebilirler. Bu nedenle onlara okumaktan zevk alacakları ilgilerine ve seviyelerine uygun kitaplar sunmaya özen gösterilmelidir.139 Genel olarak 9-10 yaĢ arası erkek çocukları bu dönem boyunca spora, kız çocukları ise ev iĢleri ve giyim konularına merak salarlar. Hayal gücünün en geliĢkin olduğu 9-10 yaĢ dönemi çocukları, klasik fakat uzun masallardan tutun da Alice Harikalar Ülkesinde, Peter Pan gibi fantezi romanlarına kadar hayal gücünün besleyebilecek her türlü eseri okurlar. ÇeliĢkili bir dünyaları vardır, gerçekleri bilirler ama hayali unsurları da aynı doğallıkla kabul edebilirler.
Günlük hayatı anlatan realist hikâyeler, baĢka ülke ve ırkların (özellikle Kızılderililer) gelenek ve göreneklerini anlatan eserler, basit makinelerin çalıĢmasını anlatan kitaplar, fabl gibi hayvanların konuĢtuğu eserler, vahĢi doğayla ilgili hikâye ve Ģiirler 9-10 yaĢ çocuklarının da ilgisini çeken konu ve türlerdir. 140

11-12 yaĢ dönemi latens dönemin en yoğun hissedildiği, kız ve erkek çocuklarının ilgilendikleri konulardaki farklılıkların en belirgin olduğu dönemdir. Erkek çocuklar sporla ilgili konulara iyice yoğunlaĢmıĢ, macera isteği nedeniyle bol bol macera romanı okumaya merak salmıĢtır. Kız çocukları ise daha hayalperest ve romantik olmuĢlardır. Okudukları kitapları seçerken de buna dayalı seçimler yapmaya baĢlamıĢlardır.
139 Larrick, a.g.e. s.83.
140 Enginün v.d., a.g.e., s. 200.
94
Bu yaĢlardaki çocukların kavram ve sözcük bilgileri son derece geliĢmiĢ, iyi, kötü ayrımı yapmadan eline geçen her Ģeyi okuma istekleri doruk noktasına ulaĢmıĢtır. Bu nedenle tarih, biyografi, hayvan hikâyeleri, efsaneler, doğa ve içinde fen deneyleri olan kitapların yanı sıra gülme, eğlenme duygularını gidermek için çizgi romanlar bu dönemin en çok okunan eserleri arasındadır.
Erikson’un psiko-sosyal geliĢim kuramına göre baĢarıya karĢı baĢarısızlık döneminin sonu olan 11-12 yaĢ dönemi, çocukların çevresindekilerden gördükleri destek, yardım ya da tam tersi davranıĢlarla baĢarılı ya da baĢarısızlıkla sonuçlandıracakları bir dönemdir. Bu dönemde çocuklarını okumaya teĢvik etmiĢ, onların okuma isteklerini her zaman destekleyip, takdir etmiĢ aileler, iyi okuma alıĢkanlığı kazanmıĢ çocuklara sahip olmuĢlar demektir. Bu anlamda dönemi baĢarıyla atlatan çocuklar ileriki dönemlerde de iyi okuyucular olmaya ve bu alıĢkanlıklarını ömürleri boyunca devam ettirmeye aday çocuklardır. 141
Ġncelenen tüm geliĢim kuramlarına göre -bu kuramların isimleri farklı olsa da- 13-18 yaĢları arasındaki çocukların bulunduğu dönem çocukluktan ergenliğe geçiĢ dönemidir. Bu dönem itibariyle kendilerini keĢfetmeye, kimliklerini bulmaya yönelen ergenler ya iyice içlerine kapanırlar ya da isyankar bir tutum geliĢtirirler. Örnek alabilecekleri ve özdeĢim kurabilecekleri bir yetiĢkin arayıĢındadılar ve bu ihtiyaçlarını karĢılayabilmek için biyografik türde eserlere ilgi duymaya baĢlarlar. Biyografiler gerçekten de bu dönem için en yararlı eserlerdir.
Erkekler hala macera ve sporla ilgili konulardan zevk alırlar, bu nedenle macera romanları ve sporla ilgili dergilere yönelirler. Bunların yanı sıra fen ve teknolojik (taĢıtlar, bilgisayarlar vb.) bilgilerin yer aldığı bilimsel kaynaklı kitaplar da ilgi alanlarına girer. Kızlar ise bu dönemde duygusal eserleri, mesleki hikayeleri ve dedektif romanlarını okumayı severler.
Her iki cins de evcil hayvanlarla ilgili eserleri, tarihi romanları ve mizahi dergi ve kitapları okumaktan zevk alırlar. Dönemin en belirgin özelliklerinden birisi koleksiyon
141 Enginün v.d., a.g.e., s. 201-202
95
yapmaya duyulan meraktır. Bu yaĢlarda ilgileri çok çeĢitli ama çeĢitli olduğu kadar da kısa sürelidir. 142
Piaget’ye göre soyut iĢlemler dönemi olarak adlandırılan bu dönem, soyut düĢünebilme yeteneklerinin geliĢtiği dönem olduğundan hayal kurma güçleri de idealizme doğru kayar. Bu da felsefi eserlere merak duymalarına sebep olur. TartıĢarak öğrenmenin yoğun olduğu bu dönemde tartıĢabilecekleri arkadaĢlara ve her konuda bilgi alabilecekleri kaynaklara yönelirler. Mantık oyunlarından hoĢlandıkları için beyinlerini zorlayacak bilgi ve zeka oyunları içerikli kitaplara ilgi duyarlar. Bunların dıĢında 13-18 yaĢ grubunun görsel-uzamsal zekaları geliĢmiĢtir. Sanatsal aktivitelere meraklı olduklarından bu konularla ilgili eserleri okurlar.
Popülaritenin son derece önemli olduğu bu dönem, ergenleri, akranlarının en çok okuduğu ve takip ettiği, zamanın popüler eserlerine yöneltir.
KiĢilik geliĢimi ile ilgili eserler, kendilerini tanımalarına ve kimliklerini oluĢturmalarına yardımcı olacağından ergenlerin okumaları gereken türler arasında gelir. 143
Bu dönem çocuk edebiyatının değil gençlik edebiyatının okunmaya baĢlandığı dönem olarak adlandırılmasına rağmen dönemini baĢını çeken 12-14 yaĢlar arasındaki çocuklara hitap eden kitapların edebi değerlendirilmeleri yapıldığında çocuk edebiyatından gençlik edebiyatına doğru devam eden bir geçiĢin arasında kaldıkları gözlemlenir. GeliĢim özelliklerinin farklılığı da göz önüne alındığında 12-18 yaĢ grubu arasındaki çocukların ilk evreyi oluĢturanları çocuk kitaplarının, son evreyi oluĢturanları da gençlik edebiyatının etkisindedirler.
BaĢlangıcından beri çocuğa yaĢına ve dönemine uygun olan çeĢitli kitap ve kaynaklardan en verimli bir biçimde yararlanma ortamlarının kütüphaneler olduğu unutulmamalıdır.
142 A.e., s. 201-202.
143 Larrick, a.g.e, s.89-91.

Okuyun!

Çocuklarda Özgüven Geliştirme Yolları Nelerdir?

Genel anlamda özgüven bireyin kendi yeteneklerini, duygularını tanıması, kendini sevmesi ve kendine güvenmesi olarak tanımlanır. Ancak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir