Cumartesi , Aralık 15 2018
Ana Sayfa / Genel / Kardeş Kıskançlığı Nedir? Nasıl Aşılır?

Kardeş Kıskançlığı Nedir? Nasıl Aşılır?

Kardeş Kıskançlığı Nedir?

Kıskançlık, çoğu insanın belli dönemlerinde yaşayabileceği doğal bir duygudur. Fakat bu duygu yasam kalitesini bozan bir düzeye geldiğinde normal bir duygu olmaktan çıkar. Kıskançlığı oluşturan ortam çoğu kez toplumsal kaynaklı olup, özellikle çocuğun sevdiği bireyleri kapsar. lk çocuklukta kıskançlık, anne ve babayı ya da ona bakan bireyleri kapsar. Çünkü çocuk ilgi ve sevgi ister, sürekli olarak kendini diğer kardeşle veya kardeşlerle kıyaslama içinde bulur. Küçük çocuklarda kıskançlık ise, genellikle 3-6 yasları arasında eve yeni bir kardeşin gelmesinden kaynaklanan genel bir duygusal deneyimdir.

Filiz’in bildirdiğine göre Pattilio, kıskançlığın doguştan kazanılan değil, sonradan ögrenilen duygu oldugunu belirterek, ‘‘Kıskançlıgın temelinde özgüven eksikligi ve yetersizlik duygusu yatar. Kendini dıslanmıs hissetme duygusu ise tetikler. Kıskançlık bazı insanlar tarafından aptalca bir duygu olarak degerlendirilebilir. Yanlıs! Bu bir hastalık degildir, davranıs bozuklugudur. Fakat hastalıga neden olabilir. leri boyutlardaki kıskançlık depresyonu ortaya çıkarır. Depresyon da mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Çünkü kıskanç olan kisi çok stresli
bir yasam sürmektedir.’’ demistir. Kıskançlıgın nedeni incelendiginde, bu
duyguyu davranıs bozukluguna dönüstüren insanların özgüvenlerinin
gelişmedigini, kendilerini başkalarıyla kıyasladıklarını, başkalarının üstün yönleri karsısında kendilerini yetersiz hissettiklerini ve bu yetersizlik duygusunun da kıskançlıga neden oldugu söylenmistir.

Yavuzer’in bildirdigine göre bazı uzmanlar; kardesligi, ödülü anne ve baba
sevgisi olan bir yarışma içinde bulunan iki düşman olarak tanımlamışlardır. Bazı uzmanlara göre ise çocuk, annenin sadece kendisini sevmesini, diğer kardeşlerinin
kendi kadar önemli olmamasını ister.

Nazik’in bildirdiğine göre Freud, insanda üç benlik olduğunu savunur. Bunlar id, ego ve süperegodur. d’in en önemli özelligi bencil olmasıdır. Bu benlik her seyin kendisine ait olmasını ister. nsanın toplum içinde yasayabilmesi için birçok seyi baskalarıyla paylasması, id’in bencillik duygusunun engellenmesi gerekir. Çocuklar duygusal yönden yeterli derecede olgunlasamadıgı için sahip olduklarını baskalarıyla paylasmayı kabul edecek düzeye erisememislerdir. Bu nedenle çocuklar eve yeni gelen kardese karsı öfke duydukları ve ona zarar verici davranıslarda bulundukları görülmüstür.

Eve yeni bir kardesin gelecegini ögrenmesiyle birlikte, çocukta anne ve babanın sevgisini kaybetme korkusu baslar. Gebeligin ve yeni dogan çocugun annede olusturdugu fiziksel yorgunluklar ve annenin zamanının önemli bir bölümünün çocuk bakımına ayrılması, diger çocugun ihmal edilmesine sebep olabilmektedir. Çocuk, eve gelen bebegin ilgiye ve bakıma daha çok ihtiyacı oldugu için kendisiyle eskisi kadar ilgilenilmemesinin anlar. Kendisi ile kardesini kıyaslama içinde bulur ve eve yeni gelen bu bireyin anne ve baba tarafından daha çok sevilecegini düsünür. Çocuk, kardesinin dogumundan önce sevgi ve ilgi odagı iken, kardesinin dogumundan sonra kendisini aile içinde dıslanmıs gibi hisseder. Artık anne ve babasının sevgisini kardesiyle bölüsmek zorunda kalmıstır. Annenin yeni bebegin gelmesiyle olusan güçlükleri hafifletebilmek için diger çocukla daha az ilgilenilmesi ya da çocugun krese verilmesi gibi degisiklikler çocugun hissettigi kıskançlık duygusunun daha çok artmasına ve yeni uyum sorunlarına neden olabilmektedir.

Kardesler arasındaki yas farkı ne kadar az ise kıskançlık o kadar büyük
olmaktadır. 5 yasından küçük çocuklar eve yeni bir kardesin gelmesinden çok etkilenirler. Anneye gereksinimin sürdügü küçük çocuklarda ise anne ilgisinin azalması sonucu eve gelen yeni kardese tepki daha büyük olacaktır. Yavuzer’in bildirdigine göre Podolsky yas farkı 1,5 ile 3,5 yıl arasındayken, kıskançlıgın çok siddetli olacagını, Sewall bu yas aralıgının en duyarlı, en kolay etkilenebilir bir dönem oldugunu, Freud ise çocugun küçük kardesine karsı davranıslarının, kardesiyle arasındaki yas farkıyla ilgili oldugunu savunmuslardır.

Kıskançlık, çocukların hem kendileriyle barısık bir hayat sürmelerine hem de çevresindeki insanlarla olumlu ve dengeli iliskiler kurmalarına engel olan ve çocugu mutsuz duruma düsüren bir duygudur. Her insanda bulunan bu duygunun normal sınırlarda olması yasamı anlamlı ve zevkli kıldıgı gibi asırı durumlarında ise, çocuk sürekli olarak huzursuzluk içindedir.

Yasamın ilk yıllarındaki iliskilerin; kisiligin ve benlik kavramının olusmasında çok önemli etkileri vardır. Anne ve baba tarafından çocuklara yüklenen sorumlulukların gerek kardeslerin karsı tutumlarında gerekse çocuklarının üzerinde zararlı ya da yararlı etkileri olabilir. Anne ve baba çocuklarına önemli ve farklı birer kisi olarak davranırlarsa, çocuklarda o oranda aile içinde birbirlerine uyumlu bir sekilde davranırlar. Kardesler arasındaki iliskiyi anlamak, aile içi iliskilerin olumlu gelismesine katkıda bulunur.

Kıskançlık, her çocugun eve yeni kardes geldiginde hissettigi normal bir
duygudur. Bazı durumlarda küçük kardesin ablasını ya da agabeyini kıskandıgı da görülebilir. Kardes kıskançlıgı uyum ve davranıs bozuklugu halini aldıgında olumsuz bir duygu olmaktadır. Sınırlarında yasandıgında çocugun kendisini, kardesini, ailesini ve çevresini dogru tanımasına ve anlam vermesine yardımcı olur.

Çocuklar eve yeni gelen kardesini kıskandıklarında çevrelerine farklı davranıslar sergilerler. Çocukta görülen kardes kıskançlıgına yönelik davranıs degisikleri temelde kardesine zarar verme istegi degildir. Çocuk sadece hissettigi bu kıskançlık duygusuyla bas etmeye çabalar. Anne ve babanın çocuga olumlu yaklasımı, kardes kıskançlıgı duygusunun azalmasına yardımcı olur.

Kardeş Kıskançlığı Nasıl Belli Olur?

Ülker ve Atlıakın’ın bildirdigine göre, çocuk kardesini kıskandıgında asagıdaki davranısları gösterir:

  • Bebeksi davranışlara geri dönebilirler. Altını ıslatma, altına kaka yapma,
    bebek gibi konusma, parmak emme, annenin memesinden süt içmeye
    çalışma gibi.
    
  • Anne ve babadan daha önce hiç istemedikleri isteklere yönelebilirler.
    Benimde altımı baglayın, ayagınızda sallayın, bana annem yedirsin gibi.
  • Gün içinde ve geceleri asırı sinirli, huzursuz görünebilirler ve
    sakinlesmede zorlanırlar. Çevrelerindeki insanlara vurarak, tekme atarak
    hırslarını ve öfkelerini bosaltmaya çalısabilirler.
  • Uyku düzenleri bozulabilir. Uyku saatlerine itiraz edebilirler. Rüya
    gördüklerini, çislerinin geldigini, korktuklarını söyleyerek anne ve babayla
    yatmak isteyebilirler.
  • Yemek yeme düzenleri bozulabilir. Yemek yemek istemeyerek
    zayıflayabilir ya da çok yiyerek kilo alabilirler.
  • Tırnak yiyerek ve kekeleyerek konusarak dikkat çekmeye çalısabilir.
  • Fiziksel bir rahatsızlıgı olmadıgı halde karınları agrıyabilir, mideleri
    bulanır, hatta bazı çocukların ateslerinin çıktıgı görülebilir.
    
  • Bazı çocuklarda bu dönemde içe dönme davranısları da gözlenmistir. Sessizlesme, içe kapanma gibi.
  • Anne ve babalarına ‘‘Artık beni sevmiyorsunuz, onu daha çok
    seviyorsunuz.’’ gibi isyanlarda bulunabilirler.
  • Eve yeni gelen kardesle hiç ilgilenmeyebilirler. Evde kardesi hiç yokmus
    gibi davranabilirler.
  • Annenin bebekle ilgilenmesini engellemek için ellerinden geleni yaparlar.
  • Kendisinin tek basına yapabildigi giyinmek, yemek yemek gibi islerde
    anne ve babadan yardım isteyebilirler.
  • Ondan yapılması istenilen isleri geciktirebilirler.
    
  • Sık sık kardesine olan öfkelerini dile getirebilirler. ‘‘Bu ne zaman gidecek,

bu hiçbir sey bilmiyor, benimle oynamıyor bile…’’gibi.

  • Çevrelerindeki hayvanlara eziyet edebilirler. Kedinin kuyrugunu çekip,
    kusların tüylerini yolmak gibi.
  • Yeni dogan kardesin canını yakabilirler, ona zarar verebilirler. Isırmak,
    çimdiklemek, itmek ya da kucagından düsürmek ve hatta bazen bogmaya
    çalısmak gibi.
  • Yuvaya veya anaokuluna gidiyorsa gitmek istemediklerini söyleyebilirler.
  • Çocuklar büyüdükçe kardesleriyle alay etmek, onunla oyun oynamamak,
    oyuncaklarını paylasmamak, her fırsatta kavga çıkarmak, yalana
    basvurmak gibi davranıslarla da kıskançlıklarını gösterebilirler. ’’
  • Gürkan’ın bildirdigine göre; ‘‘lk çocuk kardes geldiginde kuma bulmus gibi olur.
  • Kardesini çabuk kabul edemez. O güne kadar prens ya da prenses gibi davranılan çocuk, bu yeri yitirecegi endisesine kapılır. Bu durumun önüne geçmek için hamilelikten baslayarak çocuk, kardes olgusuna hazırlanmalı, o sürecin içine katılmalıdır. Yeni bebek için beraber alısveris yapmak, odasını beraber hazırlamak bu duruma alısmayı kolaylastırır.’’

Kardeş Kıskançlığı Nasıl Aşılır?

Kardes iliskisinin dogasında iki önemli etken vardır;
Anne ve baba tutumu,
 Çocugun toplumsal yeri ve özellikleri (sıra, yas, cinsiyet, gibi) (15

Okuyun!

Disleksi Nedir? Tedavisi Nasıl Olur?

Disleksi Nedir? Disleksi, Dünya Sağlık Organizasyonu (1993) tarafından, yeterli zeka, sosyo-kültürel fırsat, güdü veya duyusal kapasiteyle …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir