Cumartesi , Aralık 15 2018
Ana Sayfa / Genel / Oyun Terapisi Nedir? Nasıl Uygulanır?

Oyun Terapisi Nedir? Nasıl Uygulanır?

Oyun terapisi, çocukların yaşadıkları psikolojik sorunlarla başa çıkmalarında ve psikolojik gelişimlerine destek vermede kullanılan etkin yöntemlerden biridir.

Bu makalede aşağıdaki sorulara cevap bulabileceksiniz:

  • Psikolojik açıdan oyun nedir?
  • Oyunun çocuk için önemi nedir?
  • Oyun terapisi nedir?
  • Bazı oyun terapisi çeşitleri nelerdir?
  • Oyun terapisi hangi ortamlarda kullanılabilir?
  • Oyun terapisinin sonuçları nelerdir?

Oyun Psikolojik Açıdan Nedir?

Çocuklar, yaşadıkları sorunların çoğunu yetişkinlerle ve hatta arkadaşlarıyla
paylaşmak yerine içlerine atarlar. Sorunlarını belli edemeyecek kadar çok
korktuklarından ya da kendilerini sıkıntıya sokan şeyin ne olduğunu
bilmediklerinden bu duyguların içine sıkışıp kalırlar ve iletişim kurmada, duygularını
dışa vurmada sorun yaşarlar. Ebeveynler sorunun ne olduğunu sorduğunda çoğu
zaman yanıt “ hiçbir şey” ya da “Bilmiyorum” dur (Kadusan, 2008). Çocuklar,
gelişimsel açıdan anlaşılmalı ve araştırılmalıdır. Onlar minyatür yetişkinler olarak
görülmemeli. Onların dünyaları somut gerçeklerden bir tanesidir ve onların
tecrübeleri çoğunlukla oyunla bağlantılıdır. Duygusal dünyalarını araştırmak ve
onların ifadelerini kolaylaştırma yolunu ararken terapistler onların gerçeklik
dünyalarını ve sözel ifadelerini serbest bırakmalı, çocukların kavramsal ifade
dünyalarının içine girmelidir. Doğal iletişim vasıtası kelimeye dökmek olan
yetişkinlerin tersine çocukların doğal iletişim aracı oyun ve aktivitedir.

Oyunun Çocuk İçin Fonksiyonu Nedir?

Çocukların bütünlüğünde ve doğal gelişimde dünyaca bir öneme sahip olan
oyun Birleşmiş Milletler Beyannamesi’nde yaygın ve vazgeçilmez olarak altı
çizilmiştir. Çocuklara, oyunun ne olduğunu, nasıl oynanacağını öğretilmeye
ihtiyaçları yoktur. Oyun oynatılmak zorunda bırakılmaz. Oyun doğaldır, eğlencelidir,
gönüllüdür ve hedefsizdir. Çocukların oyununu daha kabul edilebilir yapmak için
bazı yetişkinler oyunu bir işmiş gibi tanımlayarak anlam icat etmişlerdir. Başarılı
olmak ve büyüme sürecini hızlandırmaktaki bu itişte çoğu yetişkinler. Çocukların
oynayarak zamanlarını boşa harcamalarına hoşgörü gösteremezler. Bu tutumda
çocuklar için bir şeyleri başarmalı ve yetişkinler tarafından kabul edilen önemli bazı
hedefler için çalışmalıdırlar.

Oyun terapisi çocukların ihtiyaçlarında fiziksel olarak aktif olmasını
sağlar. Oyunda çocuklar deşarj olurlar, hayatın görevlerine hazırlanırlar, zor
hedefleri başarırlar, engelleri aşarlar. Fiziksel iletişim kurar, ihtiyaçlarını
tamamlamak için iş başına geçer, sosyal yönden kabullenmek için agresif davranır ve
diğerleriyle nasıl geçineceğini öğrenir. Oyun, çocukların hayal dizginlerini serbest
bırakmasına kültürlerinin tuzaklarını öğrenmede ve becerilerini geliştirmede
yardımcı olur. Çocuklar oynarken kişiliklerindeki bireyselliği ifade ederler ve
kişilikleriyle birleşebilen iç kaynaklarını çizerler.

Piaget’e göre: Oyun, somut tecrübe ile soyut düşünce arasında bir köprüdür
ve çok önemli olan oyunun sembolik fonksiyonudur. Oyunda çocuk daha önce direkt
veya dolaylı olarak tecrübe ettiği başka şeyler için sembolik olan somut nesnelerle
duyguları hareket ettirici bir şekilde uğraşır. Bazen bu bağlantı açık olur bazen de bu
bağlantı çok uzaktır. Her iki durumda da oyun çocuğun tecrübelerini düzenlemek
için yapılan girişimi sergiler ve bu bazen çocuğun hayatında kendini kontrol altında
hissettiğinde birkaç defa gerçekleşmiş olabilir. Bu daha güvenlidir. Oyun, çocuğun iç
dünyasına somut şekiller ve ifadeler verir. Duygusal yönden önemli olan tecrübelere
oyun ile bir anlam kazandırılır. Terapist çocuklarla oyunu kullanır çünkü oyun
çocuğun kendini ifade etmede sembolik dilidir. Ginott “Oyuncaklarını kullanarak,
çocuk kendisi hakkında, önemli kişiler hakkında ve hayatındaki bazı olaylar
karşısında nasıl hissettiğini kelimelerden daha net bir şekilde gösterebilir”.
Çocuklar için ifadelerini ve tecrübelerini “Oynamak” en doğal dinamik ve
çocukları birbirine bağlayan süreçtir. Çocuğun ifadede direkt zorlandığı duygu ve
davranışları kendi seçimine bırakılmış oyuncaklar aracılığıyla doğru bir şekilde
yöneltilebilir. Oyun, çocukların doğal iletişim aracı olarak kabul edildiğinden değeri
tam olarak anlaşılabilir. Çocuklar kendilerini sözlü ifadeden ziyade; kendiliğinden
genel olarak başlayan oyun ile daha net ve doğrudan ifade edebilirler. Çünkü oyunda
daha rahattırlar (Landreth, 2011).

Oyun Terapisi Odası Nasıl Olmalı?

Oyun terapisi için özel olarak düzenlenen, amaçlarına uygun oyuncaklar,
etkinlikler, oda koşulları istenildiği seviyeye ulaşıldığında, çocuklarla psikoterapi
yapmak daha kolay ve eğlenceli olmaktadır. Her kurum aynı koşullara sahip
10
olamayabilir bu durumlarda da kısıtlı malzemeyle ve terapistinde hayal gücünü etkili
bir şekilde kullanmasıyla çocukla terapötik çalışma yapılabilir. Oyun terapisi için
düzenlenen odanın özellikleri ve bulunması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz.
 Terapi sırasında, çocuğun dikkatinin dağılmaması için oda ses geçirmez
olmalıdır.
 Oda kasfetli, kıyıda köşede kalmış, penceresiz olmamalı. Kapalı
mekanlarda kendini iyi hissetmeyen ve sıkıntı yaşayan çocuklar için
daha da rahatsız edici olabilir.
 Odada yere rahatça oturmaları ve evlerindeymiş gibi hissetmeleri için
zemin halı kaplı olmalıdır.
 Oda, rahat ve sıcak olmalıdır. Dramanın ve grup oyun terapilerin
yapılabilmesi için yeterli alana sahip olmalıdır.
 Oyun odası düzenli olmalıdır. Her bir danışma seansı için gereken
malzeme, ulaşılabilir olacak şekilde, dolaplara düzgünce
yerleştirilmelidir. Çok sayıda oyuncağı ve değişik tipte malzeme-gereci
bir arada görmek çocukların dikkatini dağıtabilir. Özellikle huzursuz
veya dikkat eksikliği problemi olan ya da dürtü kontrolü zayıf olan
çocuklar için bu nokta önemlidir.
 Oyun odasında çocuk kendini kısıtlanmış hissetmemeli, farklı etkinlikler
için serbestçe hareket olanağı bulabilmelidir. Çocuğun bir köşeye
çekilerek sessizce oturabileceği yer minderlerinin bulunduğu bir alan
olmalıdır. Minderler oturmak için kullanılabileceği gibi, gevşeme ve
hayali yolculuk gibi etkinlikler sırasında da kullanılabilir.
 Yeni bir seansa geldiğinde çocuğun hemen rahatlayabilmesi ve aidiyet
duygusunu yaşayabilmesi için oyun ortamının, bir seanstan diğerine
değiştirilmeden bırakılması tercih edilir. Böylece çocuk odayı sanki
kendisine aitmiş gibi görebilir. Fakat çoğu zaman odanın değiştirilmeden
kalması, uygulama açısından olanaklı değildir. Bu durumda önceki
seanstan anlamlı bir oyuncağı, malzemeyi veya aracı odada fark edilir bir
yere bırakmak, çocuğun o seansta kaldığı yerden kolayca devam
etmesine yardımcı olacaktır (Geldard, 2008).

Oyun Terapisi Aşamaları

Oyun terapisi sürecindeki aşamalar, çocuk ile terapist arasındaki etkileşimin

paylaşılması sonucunda ortaya çıkar. İletişim esnasında ödüllendirilmiş ve zekice
ilgilenilerek yardım edilmiş çocuk, değerlendirmeye tabi tutulmayan özgür bırakılan
bir çevreye sahip olan bir oyun odasında deneyimlenmelidir. Çocuğun essiz doğası
ve kişiliği kabul ve takdir edilen bu benzersiz yaşam ilişkisinde çocuk terapist
tarafından ileti verilen ve içsel olarak hissedilen kabul derecesinde kendi ufkunu
genişletmek için izin alma deneyimi kazanır. Bu deneyim ve ihtimalleri genişletme
oyun terapisi sürecinin gelişmesindeki değişikliğin aynı sayılan aşamalarda gösterir.
Oyun terapisinde rahatsız edilen çocuklar üzerinde yaptığı çalışmaların
analizinde Moustakas çocuğun terapötik süreçte aşağıdaki belirgin aşamalarla
geliştiğini gözlemlemiştir:
1. Çocuğun oyunu esnasında belirttiği negatif duyguları yaymak
2. Çelişik duygular taşımak, genellikle endişe ve düşmanlık gibi
3. Ebeveyne, kardeşlere ve diğerlerine söylenen doğrudan negatif duygular veya
gerilemenin belirgin şekilleri
4. Ebeveyne, kardeşlere ve diğerlerine karşı olan pozitif ve negatif çelişik
duygular
5. Temiz, farklı, ayrı çoğunlukla gerçekçi pozitif ve negatif tutumlar ile çocuğun
oyununda baskın olan pozitif tutumlar.
Moustakas’ın gözlemlediği gibi rahatsız edilen çocuğun tutumları; sinirlilik, endişe
ve diğer olumsuz tutumlar gibi, hepsi bu süreci takip eder. Kişiler arası ilişkilerin
çocuğa duygusal sürecin farklı seviyelerini araştırmasına ve belirtmesine fırsat
tanıdığını böylece duygusal olarak olgunlaşma ve büyümeyi başardığını belirtir.

Bazı Oyun Terapisi Çeşitleri

 

Psikoanalitik Oyun Terapisi

 

Freud’un Hans’ından sonra Hermine Hug-Hellmuth (1921) çocuk analizinden

sonra oyunun gerekli olduğunu vurgulayan ve terapide çocuğun kendisini ifade
etmesi için oyun materyalleri sağlayan ilk terapisttir. Anna Freud ve Melanie
Klein’in çalışmasından daha önce olmasına rağmen önemli bir terapik girişimde
bulunamamıştır. Fakat çocuklar için yetişkin terapisi metotlarına başvurmadaki
zorluklara dikkati çekmiştir. Şu an bizim karşılaştığımız çocuklar için yetişkinlerle
gelişmiş metotlara başvurma ve çocuk analizinin yetişkin psikoanalizinden daha
farklı olduğunun keşfedilmesi gibi problemlerin aynısının o zamanlarda da olduğunu
görüyoruz. Analistler yetişkinlerin aksine çocukların endişelerini sözlü olarak
anlatamadıklarını keşfetmişlerdir. Yine yetişkinlerin aksine çocuklar geçmişini
araştırmada veya gelişim aşamalarını tartışmada ilgisiz görünmüşler ve çoğu zaman
serbest bir arkadaşlık girişimini reddetmişlerdir. Sonuç olarak 1900’ lerin başında
çocuklarla çalışan terapistler çocuklar hakkındaki gözlemleri birleştirerek dolaylı
terapi bağlantısı yoluna gitmişlerdir. 1919’da Melanie Klein (1955) altı yaş grubu
çocukların analizinde oyun teknikleri kullanmaya başlamışlardır. Çocukların
oyunlarının yetişkinlerin serbest katılımıyla motive edici bir şekilde
kararlaştırıldığını ortaya koymuştur. Analizler sözel katılımın yerine oyunu koyarak
sürdürülmüştür. Böylece oyun terapisi çocuğun bilinçaltına doğrudan bir giriş
sağlamıştır. Onun müdahalesinin sonucu olarak çocuk oyunlarında ek materyallerin
sergilendiğini belirtmiştir. Aynı dönem içerisinde Anna Freud (1946\1965) çocukla
bir uyuşma sağlamak için çocuğu teşvik etme yolu olarak oyunu kullanmıştır. Klein’
in tersine çocuğun oyunlarının ve çizimlerinin arkasındaki bilinçsiz motivasyonu
yorumlamadan önce çocuk ve terapist arasındaki duygusal ilişkinin gelişmesini
vurgulamıştır. Hem Klein hem de Frued geçmişi kapatmanın ve egoyu
güçlendirmenin önemini vurgulamışlardır. Yine ikisi de çocukların kendisini
serbestçe ifade etme aracının oyun olduğuna inanmışlardır.
Melanie Klein (1955), çocukları rahatsız eden endişelerini, savunmalarını ve
fantezilerini ifade etmeleri için onları teşvik eden yöntemin oyun olduğunu
söylemişlerdir. Malenie Klein ile Anna Freud arasındaki belirgin fark, Klein’ in
çocukların oyunundaki bilinçaltı ve bilinç öncesi anlamların yorumuna
güvenmesidir. Her oyun aktivitesinde özellikle cinsel açıdan sembolik anlamlar
13
görmüştür. Bilinçaltının araştırılmasının, terapinin esas görevi olduğuna ve bunun
terapist ile çocuk arasında ki aktarım ilişkisinin analizi ile başarıya ulaşmada en iyi
yol olduğuna inandı. Klein terapist -çocuk ilişkisinde, isteklerin ve endişelerin
kaynaklandığı yer olan bebekliğine, ilk sevdiği nesnelere ve ailesine özellikle
annesine dönüş yapmayı vurgulamıştır. Çocukların ilk duygularına ve fantezilerine
tekrardan tecrübe etmek ve onları anlamak terapistin yorumlarına farklı bir bakış
kazandırır ve çocuğun endişelerini yok eder.

Anna Freud ( 1946-1965), çocukların oyununu, çocuğun iç dünyasını çözmek
için çocuğun terapiste olan olumlu duygularını kolaylaştırmada ilk yol olarak
kullandı. Esas amaç onu sevmesi için çocuğu etkilemekti. Oyuna doğrudan yorum
yapma en az düzeydeydi ve oyun durumda her şeyi sembolik olarak görmemesi için
uyarıldı. Bazı oyunların çok az duygusal değeri olduğuna inandı çünkü bunlar önceki
yaşantılarını sadece bilinçli tekrarlarıydı. Freud, çocukların ruhsal bir aktarım
belirtmediklerine inandı. Oyun gözlemlerinden ve ailelerle röportajlarından geniş bir
bilgi edinene kadar oyunlarının gerçek manaları hakkında çocuklara doğrudan yorum
yapmayı erteledi.

Sigmund Freud tarafından geliştirilen serbest çağrışım bilindiğinden dolayı
Anna Freud çocuğu duygusal seviye tecrübesini katarak yapıyı oluşturmuştur.
Çocuğun hayallerini ve fantezilerini sözlü olarak anlatmaya teşvik etmiş ve çocuk
duygularını ve tavırlarını anlatmada zorluk yaşayınca çocuğu sessizce oturtup
resimlere baktırmıştır. Bu tekniği kullanarak çocuk iç düşüncelerini söze dökmeyi
öğrenebilmiş ve analistlerin yorumlarını kullanarak bu düşüncelerinin anlamını
keşfetmiştir. Böylece çocuk bilinçaltına inmeyi öğrenmiştir. Terapistle olan ilişki
geliştikçe seanslarda oyunlardan daha fazla sözel etkileşime doğru bir geçiş görülür.
Oyun terapisinde psikoanalitik girişimde karalı yönlendirme veya değişerek
oluşan hareketlere doğru çocuğu baskı altına almak, yönlendirmek veya yeniden
eğitmek için girişim yapılmamıştır. Bu durumda yaklaşım yönlendiricinin tersine
olur, girişim yönlendirici değildir. Oyun;

1. Çocukla iletişim kurmada gelişim sağlama aracı.
2. Gözlemleme aracı ve bilgi kaynağı.
3. Yorumsal içebakış aracı olarak kullanıldı.
14
Klein (1955) 1929’ da birleşmiş milletleri ziyaret etti ve sonra çocuklarla
terapötik prosedürün bir parçası olan oyunun burada çok az kullanıldığını belirtti.
Hermine Hug-Hellmunth, Anna Freud, Klein’in çalışmaları, çocuklar ve onların
problemleri hakkındaki tutumlarında yenilikler getirmiştir.

Serbest Oyun Terapisi Nedir?

Oyun terapisinin oluşmasındaki ikinci ana gelişme 1930’ larda. David Levy’

in (1938) önemli stresler yaşayan çocuklar için oyun terapisi yaklaşımını oluşturan
serbest terapiyi geliştirdiği çalışmasıdır. Levy yoruma gerek olmadığını hissetmiş ve
yaklaşımını oyunun aktif etkisine öncelikle olarak inanma üzerine kurmuştur. Bu
yaklaşımda terapistin ana rolü çocuğun endişe duymasını gerektiren tecrübelerini
seçilmiş oyuncaklarla tekrar canlandırmak için ortamı değiştirmektir. Çocuk oda ve
terapiste alışması için serbest bir oyun kurmasına izin verilir ve sonra terapist uygun
hissettiği zaman stres oluşturan durumları belirtmek için oyun materyallerini
kullanır. Travmatik olayların sahnelenmesi, sebep olduğu acının ve gerginliğin
gitmesini sağlar. Diğer zamanlarda çocuk kendi serbest oyununu seçmesi için rahat
bırakılabilir. Bu oynama sürecinde çocuk oyunun kontrolü altındadır. Böylece
kendisine yapılan pasif rolleri yapıcı olarak aktif role dönüştürür. Çocuk oynadıkça
terapist sözlü ve sözel olmayan duygularını çocuğa yansıtır.
Oyun odasında serbest terapinin üç farklı aktivitesi vardır:
1. Nesneleri fırlatarak veya balonları patlatarak agresif davranışın serbest
bırakılması biberon emerek çocuksu zevkinin serbest bırakılması.
2. Oyuncak bebeğini emzirerek kardeşler arası rekabet duygusunu canlandırmak
gibi standart durumlardaki duyguların serbest bırakılması.
3. Çocuğun hayatında belirli bir stres yaşantısını oyun içerisinde oynayarak
duyguların serbest bırakılması.
Gove Hambidge (1955), Levy’ nin çalışmasını “ Yapılandırılmış oyun
terapisi” başlığı altında genişletti ve bu olayların tanıtımında daha doğrudan bir yol
izledi. Terapötik ilişkilerdeki gelişmelere takip eden bu format, endişe oluşturan
durumları doğrudan tekrar yaşatmayı, durumu oynamayı içerir ve çocuğa zorlanan
prosedürlerden uzaklaşıp serbest oyun oynamasını sağlar.
15

İlişkili Oyun Terapisi Nedir?

İlişkili oyun terapisindeki felsefi temeller, tarihin önemini ve terapist hasta
ilişkisindeki bilinçsiz ve stresli gelişinde şimdiki zamana odaklanmanın önemini
vurgulayan Otto Rank’ ın (1936) çalışmasıyla gelişmiştir. İlişkili oyun terapisinde,
çocukla terapist arasındaki duygusal ilişkideki iyileştirici güç önemlidir.
Geçmiş yaşantıları yorumlamak ve anlatmak için bir girişim yapılmamıştır.
Şu anki durumlar ve davranışlar ilginin ilk odağıdır ve bu yaklaşım terapi sürecinin
kayda değer şekilde azalmasını sağlar. Taft ve Allen çocukların davranışlarına yapıcı
bir şekilde değiştirme kapasitesine sahip olan kişiler olarak değerlendirmemizi
vurgular. Böylece çocuklara oynayıp oynamama ve kendi aktivitelerini yönlendirme
konusunda seçim yapma özgürlüğü verir. Bu hipotezin anlamı şudur; çocuklar kendi
çabaları ile ayrı bir kişilik olduklarını ve kendi özellikleriyle diğer insanlarla iletişim
kurabileceklerinin zamanla farkına varırlar. Bu yaklaşımda çocuk gelişme
sürecindeki sorumluluklarını üstlenmek zorunda kalır ve terapist kendinden
kaynaklanan zorluklardan ziyade çocuktan kaynaklanan zorluklar üzerinde konsantre
olabilir.

Yönlendirici Olmayan Oyun Terapisi Nedir?

Terapist ilişkisi çalışması, yönlendirici olmayan terapiyi geliştiren daha sonra

müşteri merkezli terapi diye bilinen ve günümüzde de birey merkezli terapi ya da
danışandan hız alan terapi denilen kavramları genişleten Carl Rogers (1942)
tarafından yapılmıştır.
Oyun terapisindeki dördüncü ana gelişme Vitginia Axline’nin (1947)
çalışmasıdır. Oyun terapisinde çocuğa karşı oyun terapisinde prensiplerini başarılı bir
şekilde belirtmiştir. Çocuk davranışları tamamen kendini fark etmeyle yönlendirilir
teorisine dayanır. Yönlendirici olmayan oyun terapisinin amaçları kendini fark etme
çocuğun kendini fark etmesi ve kendini yönetmesidir. Terapistin iyi stoklanmış bir
oyun odası vardır ve çocuk isterse oynama isterse sessiz kalma özgürlüğüne sahiptir.
Terapist çocuğun düşüncelerini açık ve kabul edilir bir şekilde ifade edince çocuk
16
onları kabul edebilir ve bu duygularla uğraşabilir fikrine inandığında çocuğun
düşüncelerini ve duygularını aktif olarak yansıtır.

2.6.9. İlköğretimde Oyun Terapisi
1960’ larda ilköğretimlerde rehberlik ve danışmanlık programların kuruluşu
oyun terapisindeki beşinci ana gelişime kapı açmıştır. 1960’ lara kadar oyun terapisi
uyumsuz çocukların tutumundaki odaklanmasıyla özel doktorların alanıydı ve oyun
terapisi sözcüğü bu durumu yansıtıyordu. İlköğretim okullarına danışmanlığın
eklenmesiyle Alexsander (1964), Lanreth ( 1968, 1972) Muro (1968), Myrick ve
Holdin (1971), Nelson (1966) ve Waterland ( 1970) gibi danışman eğitimciler oyun
terapisi tecrübelerini edebiyata dökmekte hızlı davrandılar. Bu yazarlar sadece
uyumsuz çocuklar için değil, bütün çocukların gelişen ihtiyaçlarını karşılamak için
okullarda oyun terapisinin kullanılmasını teşvik ettiler. Oyun terapisini engelleyici
role sahip olan bu akım devam etti.

Dimick ve Huff (1970) çocukların kendilerine diğerlerine tam olarak ve
etkileyici bir şekilde anlatmak için sözel iletişimin olgunluğuna ve bilgisine ulaşana
kadar, eğer çocukla danışman arasında önemli bir iletişim varsa oyun aracının
kullanımının zorunlu olduğunu savunurlar. Esas soru ilköğretim okul
danışmanlarının veya okul psikologlarının oyun terapisi kullanıp kullanmaması değil
ilköğretim okullarında oyun terapisinden yararlanılmasıdır. İlköğretimde yapılan
oyun terapisinin amacı, çocuğun o dönemdeki gelişim evlerinin yerinde olup
olmadığının anlaşılması ve eksik yönlerinin tamamlanmasıdır.

2.6.10. Oyun Terapisi Dernekleri

1982’ de oyun terapisi için kurulan uluslararası dernek oyun terapisi
alanındaki altıncı ana gelişmedir. APT’ nin organizasyonu oyun terapisinin
gelişmesine kendini adamış uluslararası bir halkı görüntüleyen Charles Schhaefer ve
Kevin O’ Connor ‘ın fikir babasıdır. Oyun terapisi derneği iç disiplin merkezlidir.
17
Dernek her yıl Kanada veya Birleşmiş Milletler gibi farklı bölgelerde her yıl
ekim ayında konferanslara sponsorluk eder ve bülten yayınlar. APT’ deki 1988’ de
450 olan üye sayısı 2002’de 4400’ e yükselmiştir. Grafikteki bu hızlı yükseliş oyun
terapisi alanındaki hızlı gelişmeyi gösterir.

2.6.11. Üniversite Eğitimi

Sayıları gittikçe artan üniversitelerde oyun terapisi eğitimine olan yüksek ilgi
karşısında oyun terapisi konusunda uzmanlaşmış profösörlerin verdiği kurslar
açıyorlar 2000 yılında Kuzey Texas Üniversitesi oyun terapisi merkezi tarafından
yapılan milli araştırmada 102 üniversitenin kurslarında ünite olarak en azından oyun
terapisini tanıttıkları, bu kuruluşlardan 83 tanesinin en az bir dönemlik kurs verdiği
ortaya çıktı. Kuzey Texas Üniversitesinin Danışmanlık Eğitimi Bölümü oyun
terapisinde, denetleme tecrübeleri alanında her dönem doktora ve mastır kursları
veriyorlar. 1989’ da sadece 33 üniversite oyun terapisi ile ilgili kurs vermiştir.
Rehberlik bölümündeki oyun terapi merkezi ve Kuzey Texas’ taki yüksek okulda her
ara dönem uygulamalı mastır ve doktora seviyesinde kurslar verilmektedir.

2.6.12. Oyun Terapisi Merkezi

Milli Oyun Terapisi Merkezi Kuzey Texas Üniversitesi’nde Garry Landreth
başkanlığında büyük gelişmeler göstermiştir. Merkez oyun terapisi edebiyatı, eğitim
araştırmaları ile ilgili bilgi sunuyor. Şu an devam eden eğitim araştırmayla ilgili bir
de sitesi var. Sekiz tane tam teşekküllü oyun terapisi odası, videosu olan ve tek yönlü
aynaya sahip üç tane aktivite terapi odası vardır. Üniversite mezunlarına sekiz
haftalık staj ve uygulamalı eğitimi içeren oyun terapisi kursu verir. Temmuz ayında
iki haftalık yaz oyun terapi kursu sağlar. Ekim ayında oyun terapisi konferanslarına
sponsorluk yapar, oyun terapisi eğitimi rehberi ve oyun terapisi edebiyatı
bibliyografyası içeren bir anket sonuç bülteni basar. Oyun terapisine bağışta bulunan
seçkin kişilere klinik oyun terapisi seanslardan bir video serilerinden göndermiştir.
Doktora çalışması yapanlara burs sağlar. Oyun terapisi merkezi dünyadaki en büyük
18
oyun terapisi eğitim programını içerir. Bilgi için oyun terapisi merkezi, kuzey Texas
üniversitesi, P.O. Box 311337, Denton, Texas 76203-1337’ ye yazabilirsiniz veya
www. coe. unt. edu\ cpt. Sitesinden ulaşabilirsiniz.

 

Çocuk Odaklı Ebeveyn Terapisi Nedir?

 

Oyun terapisindeki en önemli akımlardan birisi olan çocuk odaklı ebeveyn
terapisi, basit oyun terapisi becerilerini kullanarak çocuklarına teröpatik bir etmen
olmaları için ebeveynlerin eğitimidir. Bu yenilikçi yaklaşım 1960’ da karı-koca olan
Bernard ve Louise Guerney tarafından geliştirilmiş ve çocuk ebeveyn ilişkisinin
gücünü artırıcı bir model olarak büyük kabul görmüştür. Gourney’lerin tasarladığı
çocuk odaklı ebeveyn terapi modeli; çocuk merkezli oyun terapi becerilerini
kullanarak, kendi çocuklarıyla, haftalık ev oyun seansların düzenlemek için
ebeveynlerin eğitildiği yüksek yapılandırma programı içerir. Farklı sayılarda ebeveyn
ve çocuklar üzerinde önemli değişiklikler oluşturan on haftalık çocuk odaklı ebeveyn
terapi modeli geliştirdim. Çocuk odaklı ebebyn terapisi zihinsel sağlık alanında da
teşvik edici bir gelişmedir. Terapik beceriler ebeveynler tarafından paylaşılmalıdır.
Eğer terapistin oyun odasında çocukla yaptıkları yararlı olmuşsa, ebeveyn tarafından
gösterilen aynı davranışlar da çocukların gelişimde faydalı olacaktır.

 

2.6.14. Oyun Terapisi Akımları

 

Terapilerde yetişkinlerin bulunduğu oyun terapisinin kullanımına henüz bir
akım olmasa da ilgi artıyor. Odaklanma oyundaki aktiviteler veya katılan kişiler
üzerinde olmadığından, yetişkinler oyunun içine çekilirler. Böylece sözlerle
anlatılmayanları anladıklarını farkederler. Oyunla yetişkin kendisiyle konuşur bu
kişisel bir tecrübedir. Oyuncak evi, kum havuzu, boyalar ve oyuncak ayılar
yetişkinler için yardımcı materyallerdir. Huzur evlerindeki büyüklerle yapılan oyun
terapisi seansları Oyun terapisindeki gelişmeler: Konular, süreç ve özel popülasyon.
Bazı terapistler, oyun odasında oyuncak seçimi yetişkinlere bırakılınca ilginç
sonuçlar ortaya çıktığını belirtmişlerdir. Diğer terapistler ise oyun odasında grup
19
terapisi yapmışlar ve yetişkinlere kendilerini sembolize eden bir oyuncak seçmelerini
isterler. Bu nesneler diğer üyelerle paylaşımın odak noktası haline gelir.

 

2.6.15. Aile Terapisinde Oyun Terapisi Teknikleri

 

Aile terapistleri çocuğun ifade gücünü ve katılımını kolaylaştırması için
seanslara oyuncak ve resim araçlarının getirilmesinin önemini fark etmeye başlarlar.
9-10 yaşın altındaki çocuklar aile röportajlarında etkili katılım için sözel yeteneğin
gerekliliğini kavrayamazlar. Oyun aracının katılımı olmadan çoğu aile terapi
seanslarında ilk olarak çocukla yetişkinler arasında sözel etkileşim oluşur. Bunu
bazen izleyici rolünde bazen de odada amaçsız bir şekilde gerçekten dolaşarak veya
düşüncesinde dolaşarak başarır. Çocuğun eline oyuncak bebeği verip evde neler
oluyor diye sormak, evdeki herhangi bir yaklaşımı anlatmasını istemekten daha
etkilidir. Bazı zamanlarda da ailenin hepsini oyuna katmak, diğer tüm katılımlardan
daha kolay ve terapötik olabilir. Ebeveynlerden oyun kurma konusunda çocuklarına
yardımcı olmaları istendiğinde gelecekte aile içi etkileşimde yardımcı olacak
problem çözme metotlarını öğrenirler. Aile oyun terapisi terapiste aileyle
etkileşiminde kolaylaştırıcı, model, katılımcı, öğretmen, eğitimci gibi farklı roller
üstlenmesini sağlar.

 

2.6.16. Grup Oyun Terapisi

 

Grup oyun terapisinin, oyun terapisinin gelişimsel tarihi boyunca
yararlanılmasına rağmen kullanımı kısıtlanmıştır. Haim Ginott’ un 1961’ de
yayınlanan Çocuklarla grup terapisi: Oyun Terapisi Teorisi ve Uygulaması kitabı
alanında yayınlanan tek eserdir. Bu sebeplerden grup oyun terapisine olan ilgi hızla
artmıştır (Landreth, 2011).

 

Grup terapisi, insanın en büyük acılardan biri ile tek başına olmanın yalnızlığı
topluluk bağlamı içinde savaşma potansiyeline sahiptir. Çoğu zaman çocuklardan
oluşan oyun terapisi danışanları, bu dünyada zaten özerklik ve kimlik için mücadele
20
etmektedirler ve travma ve kaosun ortasında acımasızca baskı altına alınabilir ve
haksız bir şekilde izolasyon duygusu ile baş başa bırakılabilirler.
Grup oyun terapisi özel bir teknik ya da belirli bir kurumsal yaklaşım olarak
sınıflandırılmasa da (birey olmaya yönelik) mücadelenin yalnızlığının, gelişimsel
açıdan uygun ve dışa vurumcu bir şekilde ele alınması için fırsat yaratır (Schaefer,
2013).
Ergen ve yetişkinler için grup danışmanlığında olduğu gibi grup oyun terapisi
oyun odasındaki doğal etkileşim içinde kendileri ve çocukları hakkında bir şeyler
öğrendikleri psikolojik ve sosyal bir süreçtir. Etkileşim sürecinde çocuklar kişiler
arası ilişkilerde sorumluluğu yüklenmede birbirlerine yardım ederler. O zaman
çocuklar grup oyun terapisindeki iletişimi doğal olarak ve anında dışarı taşırlar.
Grup danışmanlığındaki diğer girişimlerden farklı olarak grup oyun
terapisinde grup hedefi, grup yarışması gelişim sürecinin önemi bir bölümü değildir.
Diğer çocukları seyrederek çocuk yapmak istediği şeyleri yapma cesareti kazanır.

 

2.6.17. Hastanelerde Oyun Terapisi

 

Hastaneye yatmak genç bir çocuk için çok stresli ve korkunç olabilir. Çünkü
her türlü saldırgan prosedürlerin olduğu yabancı bir çevrededir. Bu çalışmalardan ve
yeni çevreden dolayı çocuklar endişelenir ve duygu kontrollerini kaybederler.
Golden (1983) çocukların hastaneye geldikleri durumdan sağlıklı ayrılabilmeleri için
oyun terapistinin oyuncaklarının bir cerrahın elindeki bıçaktan biraz daha önemli
olduğuna inandı. Eğer çocukların korkularını ve endişelerini uygun bir şekilde ifade
etme ve onlarla baş edebilme fırsatları olmazsa, duygusal problemler ortaya çıkar ve
sağlıklı bir uyum olmayabilir.
Oyun terapisi ve prosedürlerinin uygulamaları uluslararası hastanelerde
bulunabilir. Birleşmiş Milletlerde Çocuk Yaşam Programları, oyun odaları ile oyun
terapisini temiz bir çevrede birleştirmede aracı oldu. Şırınga, stetoskop, maske gibi
hastane malzemelerini oyuncak bebekler ve maskelerle beraber kullanarak terapist
doğrudan oyunla çocukları medikal prosedürlerden haberdar edebilirler. Böylece
çocukların hastane korkularını önemli bir şekilde azaltırlar. Çocukların materyalleri
21
kendilerinin seçmeleri ve kendi oyunlarını yönetmeleri pozitif sonuçlar verdi.
Çocuklar oyunlarında yaşadıklarını oynarlar. Bir çocuğun olayları anlamaya
çalışmasından ve kontrol geliştirmesinden anlaşılıyor.

 

Oyun Terapisinin Sonuçları Nelerdir?

 

Uygulanabilir psikoterapi müdahalesi gibi oyun terapisinin etkisi üzerine
odaklanan 94 araştırma çalışmasının meta-analizini yöneten Ray Bratton Rhine ve
Cones (2001) oyun terapisinin çocukların davranışında pozitif sonuçlarının çok fazla
etkisinin olduğunu buldular.
Oyun terapisinin yöntem, yaş, cinsiyet, klinik veya klinik olmayan gruplar,
ortamlar ve teorik okul düşüncesi üzerinde etkili olduğunu belirtmişlerdir. Oyun
terapisi çok farklı çocukların problemlerini içeren etkili teröpatik yaklaşımlarda
bulunmuştur.
Oyun terapisi, iletişim sağlanamayan şizofreni ve otistikler dışında
çocuklarda teşhis edilen tüm kategorilerde etkili olduğunu göstermiştir. Yani
çocukların oyun terapisine katılmalarında çok az kontrendikasyon vardır (Landreth,
2011).

Okuyun!

Disleksi Nedir? Tedavisi Nasıl Olur?

Disleksi Nedir? Disleksi, Dünya Sağlık Organizasyonu (1993) tarafından, yeterli zeka, sosyo-kültürel fırsat, güdü veya duyusal kapasiteyle …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir